Tip 5 diyabet, özellikle çocukluk ve ergenlik dönemlerinde uzun süreli yetersiz beslenme öyküsü bulunan, çoğunlukla düşük kilolu kişilerde görülen ve pankreasın yeterli insülin üretememesiyle ilişkili bir diyabet türüdür. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF), bu hastalığı Nisan 2025'te ayrı bir diyabet sınıflandırması olarak kabul etti. Dünya genelinde yaklaşık 20-25 milyon kişiyi etkilediği tahmin edilen hastalık, Tip 1 ve Tip 2 diyabetten farklı özellikler taşıyor.

The Lancet Global Health dergisinde Ekim 2025'te yayımlanan uluslararası konsensüs bildirisi, Tip 5 diyabetin özellikle insülin üretimindeki belirgin yetersizlikle ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Hastalarda Tip 1 diyabetteki otoimmün hücre yıkımı genellikle görülmezken, Tip 2 diyabette sık karşılaşılan insülin direnci de temel mekanizma olarak öne çıkmıyor. Bu ayrım, doğru tanı ve güvenli tedavi açısından önem taşıyor.

Tip 5 diyabet neden 70 yıl sonra yeniden gündeme geldi?

Tip 5 diyabetin tıp literatüründeki geçmişi 1955 yılına uzanıyor. Jamaika'da düşük kilolu gençlerde gözlenen farklı diyabet tablosu, başlangıçta J tipi diyabet olarak adlandırıldı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 1985 yılında bu tabloyu yetersiz beslenmeyle ilişkili diyabet olarak sınıflandırdı. Ancak yetersiz beslenmenin hastalığın gelişimindeki rolüne ilişkin kanıtların yeterli bulunmaması nedeniyle sınıflandırma 1999 yılında kaldırıldı.

Sonraki yıllarda Hindistan, Bangladeş ve çeşitli Afrika ülkelerinde yapılan araştırmalar, düşük vücut ağırlığına sahip bazı diyabet hastalarının alışılmış Tip 1 ve Tip 2 diyabet özelliklerini taşımadığını gösterdi.

Ocak 2025'te Hindistan'ın Vellore kentinde bir araya gelen uluslararası araştırmacılar, bu hasta grubunun ayrı değerlendirilmesi gerektiği konusunda uzlaştı. Tip 5 diyabet adı aynı yılın nisan ayında Bangkok'ta düzenlenen Dünya Diyabet Kongresi'nde Uluslararası Diyabet Federasyonu tarafından benimsendi.

Bu gelişme, tamamen yeni keşfedilmiş bir hastalıktan çok, uzun süredir bilinen ancak sınıflandırılması tartışmalı olan bir diyabet tablosunun yeniden tanımlanması anlamına geliyor.

Tip 5 diyabetin nedeni nedir?

Tip 5 diyabetin gelişiminde uzun süreli yetersiz beslenmenin önemli rol oynadığı düşünülüyor.

Özellikle anne karnındaki gelişimden başlayarak çocukluk ve ergenlik dönemlerine uzanan beslenme yetersizlikleri, pankreasın gelişimini ve insülin salgılayan beta hücrelerinin işlevini olumsuz etkileyebiliyor.

İnsülin, kandaki glikozun hücreler tarafından kullanılmasını sağlayan temel hormonlardan biridir. Pankreas yeterli insülin üretemediğinde kan şekeri yükseliyor ve diyabet gelişebiliyor.

Tip 5 diyabette araştırmacıların dikkat çektiği temel özellik, vücudun insüline yanıtının büyük ölçüde korunmasına rağmen insülin salgısının yetersiz kalabilmesidir.

Ancak hastalığın biyolojik mekanizması bütün ayrıntılarıyla açıklığa kavuşmuş değil. Yetersiz beslenmenin pankreas gelişimini hangi süreçlerle etkilediği ve genetik ya da çevresel faktörlerin katkısı araştırılmaya devam ediyor.

Tip 5 diyabet ile Tip 1 ve Tip 2 diyabet arasındaki farklar

Üç diyabet türünde de kan şekeri yüksekliği görülebilir. Ancak bu yüksekliğe yol açan süreçler farklıdır.

Tip 1 diyabet:
Bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten hücrelere saldırması sonucu gelişir. Hastaların çoğunda belirgin insülin eksikliği bulunur ve insülin tedavisi gereklidir.

Tip 2 diyabet:
İnsülin direnci ve zamanla gelişebilen insülin üretim yetersizliğiyle ilişkilidir. Fazla kilo önemli risk faktörlerinden biri olmakla birlikte normal kilolu kişilerde de görülebilir.

Tip 5 diyabet:
Uzun süreli yetersiz beslenme öyküsüyle ilişkili, çoğunlukla düşük kilolu gençlerde görülen bir tablodur. Belirgin insülin salgılama kusuru bulunmasına rağmen insülin duyarlılığı korunmuş olabilir. Tip 1 diyabette kullanılan adacık hücresi otoantikorları genellikle negatiftir.

Bir başka önemli farklılık, diyabetik ketoasidoz adı verilen ağır metabolik tablonun Tip 5 diyabette Tip 1'e göre daha az tipik olmasıdır. Bununla birlikte ketoasidoz gelişme olasılığı tamamen dışlanamaz.

Bu özelliklerin hiçbiri tek başına kesin tanı koydurmaz.

Tip 5 diyabet kimlerde görülüyor?

Uluslararası Diyabet Federasyonu, Tip 5 diyabetin dünya genelinde yaklaşık 20-25 milyon kişiyi etkileyebileceğini tahmin ediyor.

Bu sayı, tanısı doğrulanmış hastaların eksiksiz sayımına değil, mevcut bilgilerden hareketle yapılan küresel tahminlere dayanıyor. Tanı ölçütlerinin ve epidemiyolojik araştırmaların geliştirilmesiyle gerçek hasta sayısı daha iyi belirlenebilecek.

Hastalık özellikle Güney ve Güneydoğu Asya ile Sahra Altı Afrika'daki düşük ve orta gelirli topluluklarda dikkat çekiyor.

Uluslararası konsensüs bildirisinde tanımlanan tipik hasta profili, 30 yaşın altında ve vücut kitle indeksi 18,5 kg/m²'nin altında olan, uzun süreli yetersiz beslenme öyküsü bulunan bireyleri kapsıyor.

Ancak düşük vücut ağırlığı tek başına Tip 5 diyabet anlamına gelmiyor. Tip 1 diyabet, bazı genetik diyabet türleri ve pankreas hastalıkları da zayıf kişilerde ortaya çıkabiliyor.

Tip 5 diyabetin belirtileri nelerdir?

Tip 5 diyabetin belirtileri diğer diyabet türleriyle büyük ölçüde benzerlik gösterir.

En sık karşılaşılabilen yakınmalar şunlardır:

• Sık idrara çıkma.
• Aşırı susama.
• Açıklanamayan kilo kaybı.
• Sürekli yorgunluk ve halsizlik.
• Bulanık görme.
• Açlık hissinde artış.

Bu belirtiler Tip 5 diyabete özgü değildir. Kan şekeri yüksekliğini düşündüren şikâyetlerin uygun laboratuvar testleriyle değerlendirilmesi gerekir.

Tip 5 diyabet tanısı nasıl konulur?

Tip 5 diyabet için uluslararası düzeyde üzerinde tamamen uzlaşılmış, standartlaştırılmış tanı ölçütlerini geliştirme çalışmaları sürüyor.

Hekimler değerlendirmede kan şekeri ölçümleri, hastanın yaşı, vücut ağırlığı, büyüme ve beslenme geçmişi ile diğer diyabet türlerine ilişkin bulguları birlikte ele alabiliyor.

Ayırıcı tanıda kullanılabilecek incelemeler arasında şunlar bulunuyor:

• Açlık kan şekeri ve HbA1c ölçümü.
• İnsülin üretimi hakkında bilgi veren C-peptid testi.
• Tip 1 diyabetle ilişkili otoantikor testleri.
• Beslenme durumu ve vücut kitle indeksinin değerlendirilmesi.
• Gerektiğinde diğer pankreas hastalıklarının araştırılması.

C-peptid, pankreasın kendi ürettiği insülin hakkında dolaylı bilgi sağlayan bir göstergedir. Tip 5 diyabette düşük düzeyler görülebilir ancak tek bir C-peptid sonucuyla hastalık tanısı konulamaz.

Benzer şekilde, otoantikorların negatif olması da tek başına Tip 1 diyabeti kesin olarak dışlamaz.

Tip 5 diyabet tedavisinde neden farklı bir yaklaşım gerekiyor?

Tip 5 diyabetin ayrı sınıflandırılmasının en önemli gerekçelerinden biri, yanlış tanının uygun olmayan tedaviye yol açabilmesidir.

İnsülin duyarlılığı korunmuş fakat insülin üretimi azalmış kişilerde tedavi ihtiyacı, belirgin insülin direnci bulunan hastalardan farklı olabilir.

Özellikle Tip 1 diyabet tanısıyla gereğinden yüksek insülin dozları verilen bazı hastalarda ciddi hipoglisemi, yani kan şekerinin tehlikeli düzeylere düşmesi riski bulunabilir.

Bununla birlikte Tip 5 diyabet hastalarının insülin kullanmaması gerektiği sonucu çıkarılamaz. Bazı hastalarda insülin tedavisi gerekli olabilir.

Uluslararası Diyabet Federasyonu'nun mevcut yaklaşımı, kan şekeri kontrolünün hastanın beslenme durumu ve insülin ihtiyacıyla birlikte bireysel olarak değerlendirilmesini öngörüyor.

Tedavide beslenme desteği, uygun hastalarda ağızdan kullanılan diyabet ilaçları ve gerektiğinde insülin değerlendirilebiliyor.

Ancak hangi ilacın hangi hasta grubunda en etkili ve güvenli olduğu konusunda yeterli karşılaştırmalı klinik çalışma henüz bulunmuyor. Bu nedenle Tip 5 diyabette herkes için geçerli tek bir standart tedavi şeması oluşturulmuş değil.

Tip 5 diyabetin tanınması sağlık sisteminde neyi değiştirecek?

Uluslararası Diyabet Federasyonu, hastalığın özelliklerini daha ayrıntılı araştırmak ve tanı ile tedavi yaklaşımlarını geliştirmek amacıyla özel bir çalışma grubu oluşturdu.

Meredith Hawkins ve Nihal Thomas'ın liderliğinde yürütülen çalışmaların hedefleri arasında ortak tanı ölçütlerinin geliştirilmesi, hasta kayıtlarının oluşturulması, klinik araştırmaların desteklenmesi ve sağlık çalışanlarının eğitimi bulunuyor.

Hastalığın ayrı bir isim altında tanınması, geçmişte Tip 1 veya Tip 2 diyabet olarak değerlendirilmiş bazı hastaların daha doğru sınıflandırılmasına yardımcı olabilir.

Ancak resmi tanınma, bütün ülkelerde yeni tanı ve tedavi protokollerinin tamamlandığı ya da hastalar için yeni ilaçların onaylandığı anlamına gelmiyor.

Özellikle sağlık hizmetlerine erişimin sınırlı olduğu bölgelerde doğru tanı, yeterli beslenme desteği ve düzenli diyabet takibi için ek çalışmalara ihtiyaç duyuluyor.

Tip 5 diyabetin gündeme getirdiği temel halk sağlığı sorunu da burada ortaya çıkıyor: Diyabet yalnızca fazla beslenme ve obeziteyle ilişkili değil. Yaşamın erken dönemlerinde karşılaşılan uzun süreli beslenme yetersizlikleri de metabolik sağlığı etkileyebiliyor.

TIBBİ UYARI

Tip 5 diyabet tanısı yalnızca düşük kiloya, geçmişte yetersiz beslenmiş olmaya veya tek bir kan tahliline dayanarak konulamaz. Diyabet tanısı bulunan kişiler, yeni sınıflandırmayı gerekçe göstererek insülin ya da diğer ilaçlarını kendi başlarına değiştirmemeli veya bırakmamalıdır. Kan şekeri düşüklüğüne bağlı bilinç değişikliği, bayılma veya ağır belirtilerde acil tıbbi değerlendirme gerekir.

KAYNAKLAR

1. International Diabetes Federation — Type 5 Diabetes: Causes, Symptoms & Treatment — 2025, güncelleme 2026.

2. International Diabetes Federation — IDF Launches New Type 5 Diabetes Working Group — 2025.

3. The Lancet Global Health — Wadivkar P. ve arkadaşları, Classifying a Distinct Form of Diabetes in Lean Individuals with a History of Undernutrition: An International Consensus Statement — 2025; 13(10): e1771-e1776.