19 Eki 2026 – 16:30–
Teknoloji
Sosyal medyada olumsuz içerikleri saatlerce art arda tüketme alışkanlığı olarak bilinen “doomscrolling”, masum bir vakit geçirme yöntemi gibi görünse de zihin sağlığı üzerinde ciddi etkiler bırakabiliyor. Sonsuz kaydırma özelliği ve algoritmaların, insan beyninin tehlikeye odaklanan doğasından nasıl beslendiği merak konusu oluyor.
Esat Şanalmış
Tüm Haberleri
Akıllı telefonlarla birlikte hayatın bir parçası haline gelen sosyal medya akışları, kullanıcıları ekrana bağlayan bir döngü yaratıyor. İngilizcede “doomscrolling” olarak adlandırılan bu alışkanlık, özellikle kriz, felaket ve öfke uyandıran haberlerin art arda tüketilmesini ifade ediyor. Peki, sonsuz kaydırma döngüsü beyni nasıl etkiliyor? İşte ayrıntılar…
BEYİN TEHLİKEYE ODAKLANACAK ŞEKİLDE EVRİMLEŞTİ
İnsan beyni, modern dünyanın karmaşık yapısından çok doğanın zorlu koşullarına uyum sağlayacak biçimde gelişti. Atalarımızın hayatta kalabilmesi için çevredeki tehlike ve tehditleri erkenden fark etmesi gerekiyordu. Bu nedenle beyin, olumsuz bilgilere olumlu olanlardan daha fazla dikkat kesilme eğiliminde.
Sosyal medya algoritmaları ise bu eğilimi kullanıyor. Akışta karşılaşılan krizler, trajediler, ekonomik sorunlar ve öfke uyandıran içerikler, beynin tehdit algılayan bölgelerini harekete geçiriyor. Kullanıcı ekranda gezinirken, aslında binlerce yıllık “tehdit tarama” mekanizması çalışmaya devam ediyor.
SONSUZ KAYDIRMA VE DOPAMİN DÖNGÜSÜ
“Infinite scroll” adı verilen sonsuz kaydırma özelliği nedeniyle akışın hiçbir zaman sonuna ulaşılamıyor. Kullanıcı ekranı her kaydırdığında karşısına ne çıkacağını bilmiyor; bazen sıradan bir paylaşım, bazen de merak uyandıran ya da öfkelendiren bir içerikle karşılaşıyor.
Davranış psikolojisinde “değişken ödül” olarak bilinen bu durum, beynin ödül sisteminde rol oynayan dopamini devreye sokuyor. Beyin, bir sonraki kaydırmada ilginç bir şey bulma beklentisiyle ekrana bağlanıyor. Bu döngü, kullanıcının bırakma kararı vermesini zorlaştırarak saatlerin fark edilmeden geçmesine yol açabiliyor.
SÜREKLİ ALARM HALİ VE STRES
Art arda tüketilen olumsuz haberler, beynin duygusal tepkilerde önemli rol oynayan bölgesi amigdalayı sürekli uyarılmış halde tutabiliyor. Bu süreçte mantıklı karar alma ve planlamadan sorumlu olan prefrontal korteksin denetimi zayıflayabiliyor.
Beden yatakta ya da koltukta güvende olsa bile zihin, “savaş ya da kaç” olarak bilinen stres tepkisine girebiliyor. Stres hormonları kortizol ve adrenalinin salgılanması; kaslarda gerginlik, kalp atışında hızlanma ve sürekli bir huzursuzluk hissine neden olabiliyor.
ZİHİNSEL SİS VE TÜKENMİŞLİK
Yorucu bir günün ardından ekranda saatler geçirmek dinlendirici gibi görünse de beyin bu süreçte birbiriyle bağlantısız, yoğun bir bilgi akışına maruz kalıyor. Bu durum odaklanmayı zorlaştırabiliyor; uzun metinleri okurken çabuk sıkılma, zihin bulanıklığı olarak da bilinen “beyin sisi” ve gün içinde yorgunluk hissi ortaya çıkabiliyor. Sürekli yeni bilgi işlemek zorunda kalan zihin, gerçek anlamda dinlenme fırsatı bulamıyor.
19 Eki 2026 – 16:30
–
Teknoloji
Yorumlar (0)