Prof. Dr. Aygün Attar, bazı Azerbaycanlı siyasetçi ve akademisyenlerin Türkiye ile Türk milleti aleyhine yürüttüğü haksız ve riyakâr kampanyaları sert bir dille eleştirmektedir. Sovyetler Birliği döneminde toprak kaybı ve baskılar karşısında sessiz kalan bu kişilerin, bugün dışarıdan aldıkları talimatlarla Türk düşmanlığı yapması büyük bir çelişki olarak vurgulanmaktadır. Tarih boyunca Azerbaycan’ın imdadına koşan Türk ordusunun kahramanlığı hatırlatılarak, bu art niyetli provokatörlerin iki devlet arasındaki kardeşlik bağını zedeleyemeyeceği ifade edilmektedir. Haydar Aliyev’in “tek millet, iki devlet” vizyonuna ihanet eden bu kişilerin çabalarının nafile olduğu belirtilmektedir. Sonuç olarak, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki güçlü ve stratejik müttefikliğin, dış güçlerin güdümündeki bu tür manipülasyonlarla bozulamayacağı açıkça ilan edilmektedir.
Azerbaycan’da Türk düşmanlığı yapan ve sözüm ona “tarihî hakikatleri” söyleyen ajan provokatör “siyasetçilere”, cesur geçinen “âlim”lere bir sorum var.
Sovyetler anamızı ağlatıp varımızı yokumuzu elimizden aldıklarında, Bakü’nün göbeğinde ana dilinde dükkândan ekmek almak isteyen vatandaşlara kendi memleketinde Rusça bilmediği için “çuşka” dendiğinde siz aydın olarak ne yapıyordunuz?
Millî servetimiz, millî medeniyetimiz talan edildiğinde, 114 bin kilometrekare olan topraklarımız Sovyetler tarafından keyfî bir şekilde elimizden alınıp Ermeni’ye verilmesi sonucunda 88.6 bine düşürüldüğünde neden sesinizi çıkarmadınız, beyanat vererek itiraz etmediniz, bugün Türkiye’ye karşı sergilemekte olduğunuz “cesaretli” çıkışlarınız neden o zaman olmadı? O zaman mutasyona uğramış olan “millî gayret” damarınız şimdi neden kabardı? Bahaneniz Sovyet rejimi, dönemin şartları olamaz; çünkü o rejimde, o dönemde sizin yaşıtınız olan Ermeni âlimleri cesurca millî menfaatleri için yazıp çizerlerdi, yüz karası olan insanlık dışı uygulamalarını dahi kahramanlık olarak takdim ediyorlardı. O gün konuşamayan, susan, milletin şerefini kişisel menfaatine kurban eden lâl olanların bugün dilli düdüğe dönüşerek Türk düşmanlığı yaptığını görünce yazıklar olsun diyorum.
1918’de Bakü sokaklarında Kurban Bayramı akabinde Ermeniler tarafından kesilen insanlarımızın o kurbanlara karışmış kanlarının intikamını almak için ta Anadolu’dan kalkıp gelen ordu, dil uzattığınız Türkün ordusu idi.
Anamızın bacımızın namusunu Ermeni’nin, Rus’un elinden kurtarmak için gelen asker, kahraman Türk askeri idi.
1987 sonrasında Karabağ’da Ermeni’ye karşı kişisel gayretleri ile silahlanarak dövüşen oğullarımızın yardımına ailesini, çoluk çocuğunu bırakarak şehit olmak için gelen Rüzgâr Birliği (Atilla Kaya, Mehmet Çetinkurt ve sair onlarca) gönüllü Türk genci idi.
Bilmeyebilirsiniz; çünkü bugün Türklüğe ve Türkiye’ye dil uzatan sizler, o gün cephede yoktunuz…
Yaranmaya çalıştığınız, tarihi çarpıtarak yağ çektiğiniz, gözüne girmek için yarıştığınız, kendinize daha yakın gördüğünüz milletin ordusu ise 1920’de dedelerimize yaptığı gibi 1990’da üzerimizden tanklarla geçen ordu idi…
Siyasetle uğraşmak şahsiyet ister; şahsi garezli, etnik kimliğinden kaynaklanan tahammülsüzlüğünü kelimelere dönüştürerek şerefli bir milletin parlamentosunu kendisine kalkan edip Türk düşmanlığına kalkışanların yeri değil o arena…
Namıdiğer aile fertlerinin (!) ismiyle ünlenenlerin, ismi mukaddes, şerefiyle ünlü bir ulusa dil uzatması; hem de bunu kuzey rüzgârından aldığı gazla yapması esef vericidir! Xəzriden gelen rüzgâra aldananların Gilavarla yok olduğu yarımadada yerleşen Can Azerbaycan’ı karıştırmak isteyenler, onu bir yerlerden aldıkları talimatlarla entrikacı ortamlara çekmek isteyen siyasetçi geçinen zavallı mahlukatlar arzularına ulaşamazlar!
Âlim müsveddesi zatlara gelince: Bilimle uğraşmak ciddi iştir; çok çalışan herkes akademik unvana sahip olur ama bilge olabilmek karakter işidir, odur ki her âlime bilgin denilmez. Bilge sözü nasihate dönüşür, deyim olarak nesilden nesile aktarılır; güce tapan, siyasi çıkarlara ve siparişe yönelik konuşan, yazıp çizen “âlimler”in söylemleri ise dedikodu malzemesi olur, sakız gibi bir müddet çiğnendikten sonra atılır…
Dolayısıyla son günlerde cemiyeti bolca sakızla temin eden üfürükten teyyare siyasetçiler ve “âlimlerin” çabası nafiledir, bilesiniz. Âlim olup böbürlenmektense, siyasetçi olup kinlenmektense adam olmaya gayret etmek evladır…

Azerbaycan, bağrında Kafkas İslam Ordusu‘nun bizler için can veren yiğit Mehmetçiğini barındıran Türk yurdudur.
Azerbaycan ile Türkiye bir millet, iki devlettir…
Yüzyılların mihenk taşından süzülerek hakiki ifadesini tapan ve hepimizin duygularına tercüman olan bu fikri seslendiren rahmetli Haydar Aliyev’in siyasetine övgüler yaparak, yaranarak, methiye kontenjanından Azerbaycan parlamentosunda koltuk kapan bazı milletvekillerinin, Haydar Aliyev’in altını çizerek belirlediği “Bir Millet” düşüncesine karşı çıkmaları nasıl bir tezattır, ne yaman bir çelişkidir; anlayamadım…
Bölgesel sorunların bol, Türkiye ile Azerbaycan arasında ilişkilerin gayet güzel olduğu, birlikteliğin iki ülke menfaatlerine mükemmel hizmet ettiği bu süreci birileri provoke etmek için bir yerlerden düğmeye basmış olacak ki son günlerde âlim ve siyasetçilerden müteşekkil bir grup hızlı anti-Türk tebliğine başlamış bulunmakta…
Türkiye; Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü ile bağlı devlet siyasetine dönüştürdüğü Karabağ’ın işgaline son verilmesi talebini uluslararası arenada ısrarla gündemde tutan ve iç siyasetteki tüm konuşmalarında da tekrar eden tek ve kardeş olan devlettir.
Dış politikada Türkiye ile birlikte hareket edeceğini uluslararası tüm toplantılarda net bir şekilde ifade eden Can’dır Azerbaycan…
Büyük resimde gördüğümüz bu görüntü birilerini rahatsız etmekte, birilerine batmakta ki onlar da manipülasyon için amade olan grubu devreye sokarak nifak çıkarmak, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini bozmak istiyorlar…
Başaramayacaksınız, merak etmeyiniz.
Yazıp çizdikleri sakız misali çiğnenip atılacak, geriye ise Türk olmadıklarına dair itirafları kalacak…
Türk’e sövmeyi marifet gören bu grubun âlim ya da siyasetçi kimliklerine puan vermek hadsizliğinde bulunamam, Türk olarak asaletim buna izin vermez; ama asıllarını inkâr etmedikleri, gayritürk olduklarını itiraf ettikleri için bir okkalı aferini hak ediyorlar.
Tanrı Türk’ü Türk düşmanlarından korusun…





