Netflix’in anime kataloğunda dikkat çekici bir başlangıç yapmak tek başına yeterli değil; hikâyenin ilerledikçe gücünü koruması da önemli. Bu listedeki on anime, karakter gelişimini ve temel çatışmalarını bölümden bölüme taşıma biçimleriyle öne çıkıyor. Bilimkurgu gizeminden lise romantizmine, zaman yolculuğu komedisinden karanlık fantastik anlatılara uzanan farklı seçenekler var.
Pluto: Bir cinayet soruşturmasının açtığı bilimkurgu dünyası
Yedi gelişmiş robotun öldürülmesi üzerine Europol dedektifi Gesicht, sorumluyu bulmakla görevlendirilir. Pluto boyunca yürüttüğü soruşturma, robotların iş sahibi olduğu, ilişkiler kurduğu, anılar ve kendilerine özgü kişilikler taşıdığı bir gelecekte ilerler. Cinayetlerin izi giderek geniş çapta yaralar bırakmış bir savaşa uzanır.
Gizem yalnızca katilin kimliğiyle sınırlı kalmaz. Atom, North No. 2 ve Brando gibi karakterlerin yaşadıkları, ölümlerin etkisini farklı açılardan gösterirken Gesicht’in geçmişi de soruşturmanın önemli bir parçasına dönüşür. Böylece dizi, merkezindeki vakayı tamamlanmış bir hikâye ve akılda kalan bir karakter kadrosuyla ele alır.
Blue Box: Romantizm ve sporun iç içe geçtiği lise günleri
Blue Box, badminton oyuncusu Taiki Inomata ile basketbolcu Chinatsu Kano’yu aynı evde buluşturur. Chinatsu’ya uzaktan hayranlık duyan Taiki için bu yakınlık, okul hayatını ve aralarındaki ilişkiyi beklenmedik biçimde değiştirir. Sabahın erken saatlerindeki antrenmanlar, turnuvalar, arkadaşlıklar ve gençlik hoşlanmaları arasında ikilinin küçük etkileşimleri giderek önem kazanır.
Romantizm anlatının merkezinde olsa da spor, arka plana itilmez. Taiki badminton oyuncusu olarak gelişmek ister; Chinatsu da sahadaki kendi hedefleri için çalışır. Bu ayrı hedefler aralarında gerilim yaratırken birbirlerine karşı hislerini de hikâyenin içinde tutar.
Devilman Crybaby: Akira’nın dönüşümünden karanlık bir sona
Liseye hassas, kendini savunmakta zorlanan bir genç olarak başlayan Akira Fudo’nun hayatı, Ryo’nun ona iblislerin varlığını açıklamasıyla değişir. Akira, Devilman’e dönüşerek karşı koyabilecek güce kavuşur. Devilman Crybaby ise bu dönüşümü alışıldık bir güç kazanma hikâyesi olarak bırakmaz; Akira’nın yolunu giderek karanlıklaşan bir dünyaya bağlar.
Akira özgüven kazanırken aşkı, arzuyu ve dostluğu da daha iyi anlamaya çalışır. Fakat korku ile şiddet gündelik hayatı kuşatır, insanlığın çaresizliği büyür. Dizi, onun kişisel gelişimini bu yıkıcı ortamla yan yana getirerek yolculuğunu bir kahramanın doğuşundan çok, masumiyetin acı verici kaybı olarak şekillendirir.
Romantic Killer: Rom-com kalıplarına direnen bir başkarakter
Anzu Hoshino için video oyunları, çikolata ve çok sevdiği kedisi, romantizmden çok daha caziptir. Bu yüzden kendini bir flört simülasyonunu andıran durumların içinde bulması, istediği hayatın tam tersidir. Büyülü çöpçatan Riri, Anzu’nun çevresini yakışıklı gençlerle ve tanıdık rom-com karşılaşmalarıyla doldurur; Anzu ise kendisine biçilen rolü kabul etmez.
Romantic Killer, ilk çekici adayla kolayca yakınlaşan bir kahraman yerine beklentilere itiraz eden birini merkeze alır. Mizahı Anzu’nun bu direncinden doğarken, kurduğu ilişkiler zamanla daha samimi bir hâl alır. Bütün karmaşanın içinde romantizmle nasıl ilişki kuracağına kendisinin karar vermesi, karakterin bağımsızlığını korur.
Onimusha: Miyamoto Musashi için doğaüstü bir mücadele
Feodal Japonya’da gizemli bir eldiven, Miyamoto Musashi’yi korkunç Genma’ya karşı verilen savaşa sürükler. Onimusha, ünlü kılıç ustasını yaşlanmış ve yorgun bir savaşçı olarak ele alır. Kılıç kullanmadaki becerisi hâlâ belirleyicidir, ancak bedensel sınırları yüzünden çatışmalarda yalnızca gücüne güvenemez.
Musashi’nin savaşçı olarak kazandığı ün, yıllar süren öldürmenin getirdiği suçluluk ve bitkinlikle karşı karşıya gelir. Anime böylece doğaüstü şiddetin yanında onun iç çatışmasına da yer açar. Yanındaki kişiler de dövüş başladığında unutulmaz; hikâyede kendilerine ait anlamlı roller üstlenirler.
My Happy Marriage: Miyo’nun güvenmeyi yeniden öğrenmesi
Üvey annesi ve üvey kız kardeşinin yıllarca yük gibi davrandığı Miyo Saimori, kendisini değersiz görmeye başlamıştır. Kiyoka Kudou ile ayarlanan evliliği de önce yeni bir mutsuzluk ihtimali gibi görünür. Ancak My Happy Marriage, korkulan askerin daha yumuşak yönünü gösterir; Kiyoka’nın evine taşınmak, Miyo’ya başka bir gelecek düşünebilme fırsatı verir.
Kiyoka’nın içten nezaketi, Miyo’nun güvensizliklerini bir anda ortadan kaldırmaz. Aralarındaki güven, Kiyoka onu koruyup kendi kararlarını vermeye teşvik ettikçe yavaş yavaş gelişir. Miyo’nun doğaüstü yetenekleri yaşadığı zorluklara yeni bir boyut eklerken, Kiyoka ile ilişkisi de kendine güven bulmasına yardımcı olur. Romantizm, onun daha önce esirgenen mutluluğu keşfetmesine alan tanır.
Great Pretender: Gösterişli dolandırıcılıkların ardındaki güven meselesi
Küçük çaplı dolandırıcılıklarla geçinen Makoto Edamame, Laurent Thierry sayesinde uluslararası ölçekte kurulan çok daha büyük planların içine girer. Great Pretender, onu Los Angeles, Singapur ve Londra gibi şehirlerde bir karmaşık oyundan diğerine taşır. Canlı renkler ve oyuncu mizah, risk yükselse bile bu işleri gösterişli bir macera havasında sunar.
Parlak planların altında, karakterlerin neden aldatmayı seçtiği sorusu yatar. Makoto’nun paraya ihtiyacı zorlu geçmişiyle bağlantılıdır; Laurent ise kandırmayı neredeyse kişisel bir sanat gibi görür. Aralarındaki yaklaşım farkı sürtüşme yaratır. Makoto kime güvenebileceğini sorgulamaya başladığında bu fark daha da önemli hâle gelir.
Thermae Romae Novae: Roma hamamlarından Japonya’ya zaman yolculuğu
Romalı hamam tasarımcısı Lucius’un zaman içinde yolculuk ederek modern Japonya’ya ulaşması, Thermae Romae Novae için sıra dışı bir komedi zemini kurar. Lucius burada Japon banyo kültürünü inceler, öğrendiklerini de antik Roma’ya taşır. Onun gördüklerine içtenlikle verdiği tepkiler, anlatının sıcak mizahını besler.
Tarihsel ortam şakalara kendine özgü bir arka plan sağlarken Lucius’un merakı yeni durumlar yaratmayı sürdürür. Anime, eğlenceli kalmak için karmaşık bir olay örgüsüne yaslanmak yerine bu basit ama verimli fikirden yararlanır.
Kakegurui: Bahis büyüdükçe sertleşen karşılaşmalar
Hyakkaou Özel Akademisi’nde para, öğrencilerin sahip olduğu gücü belirler; kaybetmek ise onları toplum dışına itebilir. Bu düzene transfer olan Yumeko Jabami, kumara statü kazanmak ya da servetini korumak için yaklaşmaz. Onu heyecanlandıran şey, her şeyi riske atma ihtimalidir. Kakegurui bu tavır sayesinde her oyunu daha öngörülemez bir karşılaşmaya dönüştürür.
Yumeko’nun tutkusu dizinin taşkın enerjisini oluştururken açgözlülük, korku ve kontrolü elde tutmak için göze alınanlar da öne çıkar. Avantajlı olduklarını düşünerek masaya oturan rakiplerin kişisel zayıflıkları, baskı arttığında görünür hâle gelir. Yumeko’nun onları sınırlarına itmesiyle her bahis aynı zamanda bir dayanıklılık sınavı olur.
Ajin: Demi-Human: Ölümsüzlüğün hedefe dönüşmesi
Kei Nagai’nin bir Ajin olduğunu öğrenmesi, mucize gibi görünmesi gereken bir keşiftir. Oysa ölümsüzlüğü onu hedef hâline getirir: Hükümetler, bilim insanları ve sıradan insanlar Ajinleri tehlikeli görür. Ajin: Demi-Human, Kei’yi kısa sürede saklanmaya zorlar. Onu yakalamak, incelemek ya da kullanmak isteyenler arasında kime güvenebileceğini bulması gerekir.
Kei, kahramanlık peşindeki tipik bir genç değildir; soğuk ve hesapçı davranabilir, hayatta kalmayı öncelikli görür. Sato ise kendi ölümsüzlüğünü Ajinleri avlayanlara karşı bir silaha çevirir. İkisi arasındaki çatışma, taraflardan hiçbirinin kolayca kahraman ya da kötü karakter kalıbına sığmadığı gergin bir merkez oluşturur.
Yorumlar (0)