Demokrasi, yalnızca sandığa gidip oy kullanmak değildir. Demokrasi, insanın aklını özgürce kullanması, sorgulaması, haklarını bilmesi ve ülkesinin geleceğine bilinçli biçimde sahip çıkmasıdır. Peki, bilinçli seçmen kimdir? Nasıl davranır?
Bilinçli seçmen; kendisine dağıtılan kömüre, makarnaya, verilen üç kuruşluk yardıma göre değil, ülkesinin geleceğine göre karar verendir. Kendi çıkarını toplumun ortak çıkarından ayırmayan, kişilere değil ilkelere, vaatlere değil icraatlara bakan insandır.
Bilinçli seçmen, kendisini yönetenleri sorgular. İşçinin alın terinin karşılığını alıp almadığını, emeklinin neden yoksulluğa mahkûm edildiğini, gençlerin neden geleceğini başka ülkelerde aradığını, çocukların neden eşit ve nitelikli eğitim alamadığını sorar. Adaletin, özgürlüğün ve laikliğin herkes için güvence altında olup olmadığını araştırır.
Çünkü demokrasi, yönetenlerin her yaptığını alkışlamak değil, yanlış yaptıklarında hesap sormaktır.
Ülkemizde ise siyasetin yurttaşı çoğu zaman bir seçmene, seçmeni de yalnızca sandıkta hatırlanan bir oya indirgediğini görüyoruz. Kutuplaşmanın, hamasetin ve kimlik siyasetinin gölgesinde insanlar bazen kendi yoksullaşmalarının nedenlerini bile sorgulayamaz hâle getiriliyor. Oysa karnı aç olanın da işsiz gencin de geçinemeyen emeklinin de sorunu yalnızca bireysel değildir; aynı zamanda toplumsal ve siyasaldır.
Bilinçli seçmen, kendisine düşman gösterilen komşusuyla değil, yoksulluğu üreten düzenle hesaplaşır. Kendisinden farklı düşünen insanı düşmanlaştırmaz. Özgürlüğü yalnızca kendi düşüncesi için değil, herkes için savunur. Seçtiği siyasetçinin yanlışını da görür, gerektiğinde eleştirir ve hesabını sorar.
Unutmayalım: Sandıktan çıkan sonuç, demokrasinin tamamı değil, yalnızca bir parçasıdır. Özgür basının, bağımsız yargının, örgütlü emeğin ve halkın yönetime katılımının olmadığı yerde demokrasi eksik kalır.
Bilinçli seçmen, yalnızca kime oy vereceğini bilen değil, neden oy verdiğini ve verdiği oyun ülkeye ne kazandıracağını sorgulayandır.
Çünkü demokrasi, halkın yalnızca seçim günü konuştuğu değil, her gün söz sahibi olduğu bir yönetim biçimidir.
Ve gerçek değişim, bilinçli yurttaşların çoğalmasıyla başlar. Sandık önemlidir; ama sandığa giden aklın özgür, vicdanın bağımsız, iradenin de satın alınamaz olması çok daha önemlidir.
Yorumlar (0)