E-ticaretin yaygınlaşması ve hızlı teslimat talebinin artması, taşımacılık ve dağıtım sektörünü Türkiye’nin önemli istihdam alanlarından biri haline getirdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının verilerine göre taşımacılık iş kolunda çalışan sayısı 2013 yılında 671 bin 179 iken bugün 1 milyon 77 bin 320’ye yükseldi. Esnaf kuryeler ve farklı iş kollarında yer alan şehir içi yolcu taşımacılığı çalışanları da hesaba katıldığında sektördeki toplam çalışan sayısının yaklaşık 2 milyona ulaşabileceği tahmin ediliyor.

Pandemiyle birlikte hız kazanan e-ticaret, sektördeki iş gücü ihtiyacını artırırken çalışan profilini de değiştirdi. Kuryelik ve dağıtım işleri, artık yalnızca belirli meslek gruplarından kişilerin değil, eğitim aldığı alanda iş bulamayan üniversite mezunlarının ve farklı sektörlerde çalışmış kişilerin de yöneldiği bir alan haline geldi.

Tüm Taşıma İşçileri Sendikası (TÜMTİS) Genel Başkanı Kenan Öztürk, sektördeki büyümeye rağmen çalışanların önemli bir bölümünün geçim sıkıntısı ve güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Öztürk’e göre işsizlik, düşük ücretler ve düzenli gelir elde etme güçlüğü, kuryeliğe yönelişte etkili olan başlıca nedenler arasında yer alıyor.

En büyük sorun bu
Tüm Taşıma İşçileri Sendikası (TÜMTİS) Genel Başkanı Kenan Öztürk

ÜNİVERSİTE MEZUNLARI DA KURYELİK YAPIYOR

Taşımacılık sektöründeki değişimin dikkat çeken boyutlarından biri, çalışanların eğitim ve meslek geçmişindeki çeşitlenme. Kendi alanında iş bulamayan üniversite mezunları, atanamayan öğretmenler ve başka sektörlerde çalışmış kişiler geçimlerini sağlamak için taşımacılık ve dağıtım işlerine yöneliyor.
Öztürk, farklı bölümlerden mezun olan çok sayıda kişinin sektörde çalışmaya başladığını belirterek, “Son dönemlerde üniversite mezunlarının mezun oldukları bölümlerle ilgili işlerde iş bulamamasından ötürü binlerce üniversite mezunu da taşımacılık iş kolunda çalışmaya başladı. Bizim şu anda atanamayan öğretmenlerden tutun daha pek çok üniversite mezunu üyemiz mevcut” diyor.

Farklı sektörlerden binlerce kişinin özellikle kuryeliğe başladığını ifade eden Öztürk, bu yönelimin arkasında işsizlik ve geçim sıkıntısının bulunduğunu söylüyor. Asgari ücretle yaşamını sürdürmekte zorlanan çalışanların ek gelir aradığını belirten Öztürk, düzenli bir işi olmasına rağmen geçinemediği için mesai saatleri dışında esnaf kuryelik yapanların da bulunduğunu aktarıyor.

Böylece kuryelik, kimi çalışanlar için temel geçim kaynağı, kimileri içinse mevcut gelirini tamamlamanın bir yolu haline geliyor. Eğitim alınan alanda iş bulma güçlüğü ve ücretlerin yaşam maliyetlerini karşılamaması, farklı meslek geçmişlerine sahip kişilerin sektöre yönelmesinde etkili oluyor.

En büyük sorun bu - 2

KADINLARIN SEKTÖRDEKİ VARLIĞI ARTIYOR

Taşımacılık ve dağıtım sektöründeki değişimin bir diğer boyutunu kadın istihdamı oluşturuyor. TÜMTİS Genel Başkanı Kenan Öztürk, sendikanın yaklaşık 16 bin üyesi bulunduğunu ve üyelerin yaklaşık yüzde 10’unun kadınlardan oluştuğunu belirtiyor. Bu oran, sendika bünyesinde yaklaşık 1.600 kadın üye bulunduğu anlamına geliyor.

Öztürk, kadınların özellikle kargo ayrıştırma merkezlerinde, lojistik depolarında, dağıtım işlerinde ve farklı operasyon alanlarında daha fazla yer almaya başladığını söylüyor.

Kadınların sektördeki varlığı artarken çalışma koşulları da önemini koruyor. Vardiyalı çalışma ve uzun mesai saatleri, özellikle çocuklarının ve evlerinin sorumluluğunu da üstlenen kadınlar açısından güçlük yaratıyor. Öztürk, sendikasız işyerlerinde kadınların günde 11-12 saate varan sürelerle çalıştırıldığı ve mobbinge maruz kaldığı yönünde bilgiler aldıklarını ifade ediyor.

En büyük sorun bu - 3

ESNAF KURYE MODELİ YAYGINLAŞIYOR

Sektördeki istihdam artışına eşlik eden önemli değişimlerden biri de esnaf kurye modelinin yaygınlaşması. Bu çalışma biçiminde kuryeler teslimat başına ücret alıyor; araç, yakıt, bakım ve ekipman gibi giderleri de kendileri karşılıyor. Gelirleri teslimat sayısına bağlı olduğu için işin azaldığı veya çalışamadıkları günlerde kazançları düşüyor.

Öztürk, masraflar çıkarıldığında esnaf kuryelerin elinde genel bir hesaplamayla asgari ücretin yaklaşık 1,5 katı kadar gelir kaldığının kabul edildiğini belirtiyor. Ancak bu gelirin düzenli olmadığını vurgulayan Öztürk, esnaf kuryelerin günde 12-13 saate varan sürelerle çalışabildiğini ve hastalık ya da olumsuz hava koşulları nedeniyle çalışamadıklarında gelir elde edemediklerini söylüyor.

Öztürk’e göre esnaf kurye modeli, çalışanları sosyal güvence ve sendikal haklar bakımından da dezavantajlı hale getiriyor. Kendi hesabına çalışan kişiler olarak değerlendirilmeleri, işçi statüsüne bağlı haklardan yararlanmalarını zorlaştırıyor.

Öztürk, esnaf kurye modelinin yaygın olarak kullanıldığı şirketlerin taşıdığı paketlerin, Türkiye’deki toplam paket taşımacılığının yaklaşık yüzde 40’ını oluşturduğunu belirtiyor. Bu modelin sektördeki istihdam biçimlerini ve şirketler arasındaki rekabet koşullarını etkilediğini savunuyor.

ÜCRETLER VE ÇALIŞMA SÜRELERİ FARKLILAŞIYOR

Taşımacılık sektöründe çalışanların gelirleri ve çalışma koşulları, istihdam biçimine ve işyerine göre değişiyor. TÜMTİS’in örgütlü olduğu işyerlerinde genel çalışma süresinin sekiz saat olduğunu belirten Öztürk, fazla mesainin toplu iş sözleşmelerine göre ücretlendirildiğini, bazı işyerlerinde ikramiye ve ek sosyal hakların da bulunduğunu söylüyor.

Öztürk, sendikanın yetkili olduğu işyerlerinde fazla mesai ücretlerinin toplu iş sözleşmeleri kapsamında yüzde 80 ila yüzde 100 zamlı ödendiğini belirtiyor. Sendikasız işyerlerinde ise fazla mesai ücretlerinin eksik ödenmesi, uzun çalışma süreleri ve çalışanların haklarını talep ederken işlerini kaybetme endişesi yaşaması gibi sorunlara dikkat çekiyor.

Taşeron ve gündelikçi işçilik de sektörün çalışma yapısını etkiliyor. Öztürk, özellikle sendikasız işyerlerinde çalışanların uzun saatler boyunca güvencesiz koşullarda çalıştırılabildiğini ifade ediyor. TÜMTİS’in örgütlü olduğu işyerlerinde ise taşeron çalışmayı sınırlandırmak ve çalışanların kadroya geçirilmesini sağlamak için mücadele yürütülüyor.

En büyük sorun bu - 4

TRAFİK VE AĞIR İŞ YÜKÜ GÜVENLİK RİSKLERİNİ ARTIRIYOR

Kuryeler açısından trafik yoğunluğu ve olumsuz hava koşulları, depo ve kargo çalışanları açısından ise ağır yük taşıma ve yoğun iş temposu başlıca iş sağlığı ve güvenliği sorunları arasında yer alıyor.
Öztürk, teslimat başına ücret alan kuryelerin gelir kaybına uğramamak için yağış, fırtına ve aşırı sıcaklarda da çalışmak zorunda kalabildiğini belirtiyor. Depolarda çalışanların fiziksel yükünü azaltacak ekipmanların kullanılması ve iş güvenliği önlemlerinin uygulanması gerektiğini vurgulayan Öztürk, denetimin zayıf olduğu işyerlerinde risklerin arttığını savunuyor.

Uzun çalışma süreleri ve yetersiz dinlenme, yolcu taşımacılığında da önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Öztürk, yeterince dinlenmeden araç kullanmak zorunda kalan şoförlerin yalnızca kendi hayatlarını değil, yolcuların ve trafikteki diğer kişilerin hayatlarını da tehlikeye attığını söylüyor.

TEKNOLOJİ İSTİHDAMIN GELECEĞİNİ NASIL ETKİLEYECEK

Otomasyon, yapay zekâ ve teslimat teknolojilerindeki gelişmeler, sektördeki istihdamın geleceğine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. Öztürk, teknolojinin çalışanların iş yükünü azaltmak ve çalışma koşullarını iyileştirmek için kullanılabileceğini, ancak bazı işlerde daha az çalışanla aynı işlerin yürütülmesi eğiliminin güçlendiğini belirtiyor.

Öztürk, teknolojik dönüşümün çalışanların işlerini kaybetmesine ve güvencesizliğin yaygınlaşmasına yol açmaması gerektiğini vurguluyor. Verimlilik artışının daha kısa çalışma süreleri, daha iyi koşullar ve daha yüksek yaşam standartları sağlaması gerektiğini ifade ediyor.

Taşımacılık sektöründeki büyümenin çalışanların yaşam koşullarında da iyileşme yaratabilmesi için güvenceli istihdamın, sosyal hakların ve iş güvenliğinin korunması gerektiğini belirten Öztürk, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması ve kamu denetiminin güçlendirilmesi çağrısında bulunuyor.

Odatv.com