Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında 2025 yılı sonu itibarıyla 200 milyar doları aşan ticaret hacmi bulunurken, Brüksel'in yeni sanayi stratejisi Türk otomotiv sektörünü dışlama tehlikesiyle sarsacak.
Almanya ve Fransa liderlerinin vardığı sürpriz uzlaşma, toplam dış satımının yüzde 40'ından fazlasını AB üyesi ülkelere gerçekleştiren Türkiye'yi 'Made In Europe' programının teşvik çemberinin dışında bırakıyor.
Ankara yönetimi ve iş dünyası temsilcileri, Gümrük Birliği ortağı olan ülkenin böylesi devasa bir destek mekanizmasından soyutlanmasını kabul edilemez bir hamle olarak görüyor.
İLK DÜZENLEME GÜMRÜK BİRLİĞİ ORTAKLARINI KAPSIYORDU
Deutsche Welle Türkçe'de yer alan habere göre, Avrupa Komisyonu, Çin merkezli sanayi baskısına karşı üretimi yeniden kıta topraklarına çekmek amacıyla 2026 Mart ayında Sanayi Hızlandırma Yasası teklifini gündeme getirdi.
Bu strateji doğrultusunda hayata geçirilmesi planlanan 'Made In Europe' düzenlemesi; batarya yatırımlarına araştırma-geliştirme destekleri, elektrikli araç üretimine yönelik vergi avantajları ve kamu ihalelerinde alım öncelikleri içeriyor.
Komisyonun ilk yasa taslağında, AB üyesi olmasa dahi Gümrük Birliği anlaşmasına taraf ülkelerin belirli şartlar altında sisteme dahil edilmesi öngörülüyordu.
Ancak Fransa ve Almanya ekseninde şekillenen son diplomatik temaslar, bu dengeyi altüst etti.
BRÜKSEL ÇIKARMASININ ARDINDAN SÜRPRİZ ANLAŞMA GELDİ
Gümrük Birliği'ne üye en büyük AB dışı ekonomi olan Türkiye, 13-14 Ekim 2026 tarihlerinde ekonomi kurmayları ve özel sektör temsilcileriyle Brüksel'e çıkarma yaptı.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesindeki Türkiye-Avrupa İş Konseyleri tarafından European Business Summit (EBS) iş birliğiyle düzenlenen zirve, ticari diplomaside yeni köprüler kurmayı amaçladı.
Zirveye; Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İş Birliği Bakanı Maxime Prévot, Avrupa Birliği Ticaret ve Ekonomik Güvenlikten Sorumlu Komiseri Maroš Šefčovič ile DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ dahil 570'i aşkın uluslararası yönetici katıldı.
MERZ VE MACRON, TÜRKİYE'Yİ TEŞVİK DIŞINDA BIRAKTI
Türk heyetinin temaslarını tamamlamasının hemen peşinden Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Almanya Başbakanı Friedrich Merz otomotiv sektörüne yönelik ikili bir mutabakata vardı.
İki liderin açıkladığı pozisyon belgesinde Birleşik Krallık ve Norveç sisteme dahil edilirken, 1996 yılından bu yana Gümrük Birliği üyesi olan Türkiye kapsam dışında kaldı.
Masadaki uzlaşı; teşvik alacak elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların AB sınırları içinde monte edilmesini, batarya hariç değerinin en az yüzde 70'inin AB menşeli olmasını şart koşuyor.
Bağlayıcılığı henüz bulunmayan bu karar kesinleşirse, Türkiye'nin Avrupa'ya yaptığı yıllık 10 milyar dolarlık parça ihracatı tehlikeye girecek.
İŞ DÜNYASI, TEDARİK ZİNCİRİNİN BOZULMASINA TEPKİLİ
Berlin ve Paris ekseninde alınan bu tavır, Türk iş dünyasında ciddi bir tepki dalgası oluşturdu.
Brüksel'deki temaslarda yer alan Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Üyesi ve Küresel İlişkiler ve AB Yuvarlak Masası Eş Başkanı Azmi Gümüşlüoğlu, tutumun kaygı verici olduğunu vurguladı.
Tedarik ağlarındaki köklü bağlara işaret ederek şunları söyledi:
"Türkiye'yi bu dinamikler üzerinden değerlendirmeyen bir yaklaşım ekonomik gerçeklikle çelişki oluşturur.
Gümrük Birliği'nin modernizasyonu ve vize serbestisi gibi daha kapsamlı süreçlerde ise siyasi ve teknik boyutların birlikte ele alınması gerekiyor."
OTOMOTİV İHRACATINDA KAYIP 3 MİLYAR DOLARI BULABİLİR
Avrupa pazarına yılda 30 milyar doları aşan otomotiv ve yedek parça satışı yapan Türkiye sanayisi, olası kayıpları hesaplıyor.
Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan 'Made in Europe ve Türkiye: Avrupa Birliği'nin Yeni Sanayi Politikası, Gümrük Birliği'nin Sınırları ve Türkiye İçin Politika Seçenekleri' başlıklı raporda kritik veriler yer alıyor.
Çalışmaya göre, 2025 yılındaki 30,1 milyar dolarlık dış satım baz alındığında; ihracattaki yüzde 1'lik gerileme yıllık 300 milyon dolar, yüzde 5'lik düşüş 1,5 milyar dolar, yüzde 10'luk azalma ise tam 3 milyar dolarlık doğrudan ihracat kaybına yol açıyor.
TÜRKİYE'DEKİ ÜRETİM AVRUPA'DA 250 BİN KİŞİYE İŞ SAĞLIYOR
Türkiye fabrikalarında banttan inen taşıtların yaklaşık yüzde 75'lik bölümünü Avrupalı küresel üreticiler imâl ediyor.
Söz konusu üretimin Avrupa kıtasına etkisi raporda vurgulandı; Avrupalı markaların Türkiye operasyonları sayesinde Avrupa sınırları içinde yaklaşık 250 bin kişiye istihdam alanı açılıyor.
Hazırlanan raporda, Türkiye'deki tesislerin rekabet gücünü yitirmesi durumunda Avrupa merkezli üreticilerin maliyet artışlarıyla yüzleşeceği ve tedarik zincirlerinin doğrudan sarsılacağı ifade ediliyor.
İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Emmanuel Macron ve Friedrich Merz tarafından varılan mutabakatı derin endişeyle karşıladığını bildirdi.
Kamu ihaleleri ile devlet desteklerinin sadece AB'nin 27 üyesi, Birleşik Krallık ve Avrupa Ekonomik Alanı ülkeleriyle sınırlandırılmasını eleştirerek şöyle konuştu:
"Türkiye'nin toplam otomotiv ihracatının yüzde 73'ü AB'ye gidiyor.
AB pazarında 'Made in Europe' engeli ile karşılaşmamız AB ile ticaretimize ve ihracatımıza büyük zarar verecek.
Süreç henüz tamamlanmadı.
Taslağın yasalaşması için Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi'nin onayı gerekiyor.
Ancak iki lider ülkenin bu uzlaşısı süreç üzerinde önemli etkiye sahip."
HAKSIZ DIŞLAMAYA KARŞI DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ SEÇENEĞİ
Gümrük Birliği hukukunun açıkça ihlal edildiğini belirten Ayhan Zeytinoğlu, Türkiye'nin Avrupa Adalet Divanı ve Dünya Ticaret Örgütü tahkim mekanizmasını vakit kaybetmeden harekete geçirmesi gerektiğini söyledi.
Ankara'nın AB üyesi olmadan Gümrük Birliği'ni tavizsiz yürüten yegane büyük güç olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
"Türkiye bugüne kadar özellikle Kıbrıs meselesine ilişkin olarak karşısına çıkarılan engellere rağmen, Gümrük Birliği'ne bağlı kaldı ve 350 milyar euroya yakın ticaret açığı verdi.
Buna rağmen AB’nin yegâne Gümrük Birliği partnerine böyle bir dışlamada bulunması hiçbir şekilde iyi niyetle bağdaşmaz."
"ÇİN REKABETİNDE TÜRKİYE'Yİ DIŞLAMAK BÜYÜK BİR ZAİFİYET"
Avrupa kıtasındaki siyasi eksen kaymalarının ticarete etkisini değerlendiren Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Ticaret Çalışmaları Merkezi Direktörü Bozkurt Aran, aşırı sağın güç kazanmasıyla ilişkilerin zayıfladığını belirtti.
Çin tehdidine karşı kendi sanayisini güçlendirmek isteyen Brüksel'in Türkiye gibi dev bir üretim üssünü dışarıda bırakmasını stratejik hata sayan Bozkurt Aran, şöyle konuştu:
"Çin ile mücadele ederken Türkiye'yi dışarıda bırakmak AB için akıllıca bir iş olmaz, bu kendilerine de zarar verir.
Çin'e karşı rekabetini güçlendirmek isteyen Avrupa'nın Türkiye gibi bir gücü yanına almaması son derece bir ciddi bir zaaf olur."
Ayrıca Türkiye'nin hukuk ve insan hakları sicilinin Avrupa Parlamentosu kararlarını doğrudan etkilediğini hatırlattı.
SANAYİ HIZLANDIRMA YASASI İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI
Önümüzdeki 1 yıllık süreçte Almanya'da aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin güçlenmesi ve İspanya, Fransa, İtalya ile Polonya'daki muhafazakar yükseliş Türk sanayisi adına tabloyu zorlaştırıyor.
Sanayi Hızlandırma Yasası teklifinin Avrupa Parlamentosu bünyesindeki ortak komite oylaması 30 Kasım 2026 tarihinde, genel kurul oylaması ise aralık ayı ortasında gerçekleşecek.
Yorumlar (0)