Osmanlı İmparatorluğu'nun en çok tartışılan hükümdarlarından biri olan, Muhteşem Süleyman ile Hürrem Sultan'ın oğlu Sultan 2. Selim'in (Sarı Selim) ani vefatı yüzyıllardır tarih meraklılarının odağındayken; sosyal medya mecralarında ve arama motorlarında ünlü padişahın trajik ölüm sahnesinin arkasındaki gerçekler can alıcı sorularla hararetle araştırılıyor.

Osmanlı tarihinin en köklü ve popüler kültürde en çok köpürtülen magazinel iddialarından biri olan Sultan 2. Selim’in haremdeki hamamda cariyelerin peşinden koşarken ayağının kayıp düşmesi ve bu yüzden hayatını kaybettiği anlatısı, günümüzde sosyal medya platformlarında ve ekşi sözlük gibi popüler mecralarda en can alıcı sorulardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Geniş kitlelerin zihnine kazınan bu hikaye, dönemin objektif tarihçileri ve modern Osmanlı tarih uzmanları tarafından çok sert bir dille yalanlanmakta ve bunun batılı kaynaklar tarafından kasıtlı olarak üretilmiş bir karalama kampanyası olduğu savunulmaktadır. Dönemin mimari yapısı incelendiğinde, saray hamamlarının zaten bir insanın koşturabileceği büyüklükte devasa salonlar olmadığı, aksine küçük bir oda genişliğinde kapalı alanlar olduğu gerçeği bu iddiayı temelinden çürütmektedir. Halk arasında ve dijital dünyada kulaktan kulağa yayılan bu absürt anlatının arkasındaki asıl amacın, ordunun başında bizzat sefere çıkmayan ilk padişah olarak tarihe geçen Sarı Selim'in otoritesini ve imajını sarsmak olduğu, tıp ve tarih otoriteleri tarafından derinlemesine analiz edilerek popüler kültürün yarattığı büyük bir kurgu hatası olarak değerlendirilmektedir.

2. Selim'in Ölümüne Yol Açan Gerçek Tıbbi Neden Ne İdi ve Hamamda Yaşanan O Trajik Kaza Nasıl Gerçekleşti?

Tarihi kaynakların ve ünlü Peçevi Tarihi gibi dönemin başvuru eserlerinin gün yüzüne çıkardığı gerçek infial yaratacak cinsten; çünkü 1574 yılında Topkapı Sarayı'nda inşa ettirdiği yeni hamamı incelemek ve orada halvet yapmak isteyen padişah, içeriye sevinçle girdiği esnada mermer zeminin kayganlığı nedeniyle feci bir kaza geçirmiştir. Google aramalarında tıp ve tarih meraklılarının en çok üzerinde durduğu can alıcı soru, bu düşüşün ardından vücudunda tam olarak nasıl bir hasar oluştuğu ve dönemin hekimbaşlarının uyguladığı tedavilerin neden yetersiz kaldığıdır. Hamam içinde aniden ayağı kayarak sert bir şekilde mermer zemine yıkılan Sultan 2. Selim'in, bazı kaynaklara göre başını mermere vurduğu, bazı resmi devlet kayıtlarına göre ise düşmenin şiddetiyle göğüs boşluğunda çok ağır bir iç kanama meydana geldiği bilinmektedir. Kazanın hemen ardından dairesine taşınan ve humma (yüksek ateş) ile mide rahatsızlığı semptomları göstermeye başlayan 50 yaşındaki padişah, hekimlerin günlerce süren yoğun ve hummalı çabalarına, uygulanan tüm ilaç tedavilerine rağmen iç kanamanın durdurulamaması sonucu 15 Aralık 1574 tarihinde trajik bir şekilde can vermiştir.

Sarı Selim'in İçkiyi Aniden Bırakması Nedeniyle Geçirdiği Baş Dönmesi mi Ölümünü Tetikledi?

Sosyal medyadaki tarih topluluklarında ve YouTube'daki belgesel kanallarında Sultan 2. Selim’in ölümüyle ilgili dolaşan bir diğer sarsıcı ve can alıcı iddia ise, onun hayatının son döneminde aldığı radikal bir dini kararla yakından ilgilidir. Şehzadelik yıllarında ve saltanatının ilk dönemlerinde eğlenceye olan düşkünlüğü ve alkol tüketimi nedeniyle tarih sayfalarına "Sarhoş Selim" lakabıyla da geçen padişahın, ömrünün son yıllarında bu yaşam tarzından tamamen uzaklaşarak ciddi bir tövbe sürecine girdiği ve alkolü bıraktığı bilinmektedir. İnternet forumlarında tıp tarihçilerinin tartıştığı can alıcı nokta, uzun yıllar boyunca düzenli olarak alkol tüketen bir bünyenin, bu maddeyi aniden ve tamamen kesmesi sonucunda ortaya çıkan ağır yoksunluk sendromlarının ve ani tansiyon-baş dönmesi ataklarının bu ölümcül hamam kazasına doğrudan zemin hazırlayıp hazırlamadığıdır. Tıbbi teorilere göre, içkiyi birden bırakan padişahın yaşadığı şiddetli kronik baş dönmesi atağı tam da hamamda yürüdüğü esnada onu yakalamış ve dengesini kaybederek mermere çakılmasına yol açmış olabilir; bu durum onun ölümünü sadece basit bir saray kazası olmaktan çıkarıp, derin bir psikolojik ve fiziksel dönüşüm hikayesinin trajik bir sonu haline getirmektedir.

Muhabir: YUSUF UYANIK