ABD Başkanı Donald Trump, uzun süredir yakın çalışma ekibinde yer alan Stephen Miller'ı Beyaz Saray Genel Sekreterliği görevine atadı. Cumhuriyetçilerin ara seçimlerde Kongre'nin iki kanadını da kaybetmesinin ardından gelen karar, Trump'ın tartışmalı göç ve güvenlik politikalarının başlıca savunucularından birine yönetimde daha geniş yetki vermesi olarak değerlendiriliyor.
Trump, 6 Kasım Cuma günü yaptığı açıklamada, Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı ve politika danışmanı olarak görev yapan 41 yaşındaki Miller'ın 9 Kasım Pazartesi günü yeni görevine başlayacağını duyurdu. Miller, görevini bırakacak olan Susie Wiles'ın yerini alacak. Wiles'ın ise Trump'ın siyasi organizasyonunda çalışmayı sürdüreceği belirtildi.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı açıklamada Miller'ı “en güvendiğim danışmanlarımdan biri” olarak nitelendirdi. Atama, Cumhuriyetçi Parti'nin ara seçimlerde yaşadığı ağır kaybın ardından yönetimdeki en önemli kadro değişikliklerinden biri oldu.
Demokratların ocak ayında hem Temsilciler Meclisi hem de Senato'da kontrolü devralması bekleniyor. Yeni Kongre'nin, Trump yönetiminin göç politikaları ve federal kurumların uygulamaları başta olmak üzere çeşitli konularda soruşturmalar başlatması gündemde. Miller'ın da bu soruşturmaların hedefindeki isimlerden biri olması bekleniyor.
Trump'ın göç politikalarının başlıca mimarlarından
Stephen Miller, Trump'ın siyasi çevresine katılmadan önce de muhafazakar hareket içerisinde tanınan bir isimdi. Kaliforniya'daki Santa Monica Lisesi'nde öğrenciyken yerel radyo programlarında liberal olarak nitelendirdiği okul politikalarını eleştirdi. Duke Üniversitesi'nde eğitim gördüğü dönemde Duke Muhafazakar Birliği'nin başkanlığını yaptı.
Üniversite sonrasında Washington'a taşınan Miller, Cumhuriyetçi Kongre üyelerinin ve dönemin Senatörü Jeff Sessions'ın ekibinde yasama danışmanı olarak çalıştı. Ocak 2016'da Trump'ın ilk başkanlık kampanyasına katıldı. Kampanya döneminde Trump'ın konuşmalarının hazırlanmasında ve siyasi söyleminin şekillendirilmesinde etkili oldu.
Trump'ın 2016'daki seçim zaferinin ardından Beyaz Saray'da başkan danışmanı ve konuşma yazarı olarak görev yapan Miller, özellikle göç politikalarının oluşturulmasında belirleyici isimlerden biri haline geldi.
Ailelerin ayrılmasına yol açan politikanın arkasındaki isimlerden
Miller, Trump'ın ilk başkanlık döneminde ABD'nin göç politikalarını sertleştiren uygulamaların hazırlanmasında önemli rol oynadı.
Bu politikaların başında, 2018'de uygulamaya konulan “Sıfır Tolerans” (Zero Tolerance) politikası geliyor. Adalet Bakanlığı'nın sınırdan belgesiz şekilde geçen yetişkinlere yönelik cezai işlem başlatmasını öngören uygulama, ebeveynlerin çocuklarından ayrılmasına yol açtı. Çocukların ebeveynleriyle birlikte cezaevinde tutulamaması nedeniyle binlerce aile parçalandı. Kamuoyundan ve uluslararası çevrelerden gelen tepkilerin ardından Trump, uygulamayı başkanlık kararnamesiyle değiştirdi.
Miller, çocukken ABD'ye getirilmiş belgesiz göçmenlere eğitim ve çalışma imkanı sağlayan DACA programının sona erdirilmesi yönündeki girişimlerde de etkili oldu. Trump'ın ilk başkanlık döneminde bazı Müslüman çoğunluklu ülkelere yönelik seyahat yasağının hazırlanmasında da rol oynadı.
2017'de yürürlüğe giren ve kamuoyunda “Müslüman yasağı” olarak anılan ilk düzenleme, Suriye, İran, Irak, Libya, Somali, Sudan ve Yemen vatandaşlarının ABD'ye girişini 90 gün süreyle engelliyordu. Düzenlemenin daha sonra değiştirilen biçimi ABD Yüksek Mahkemesi tarafından onaylandı.
Miller'ın göç politikalarındaki rolü, aşırı sağ ve beyaz milliyetçi çevrelerle ilişkileri hakkındaki tartışmalarla da gündeme geldi. Southern Poverty Law Center (SPLC), 2019'da yayımladığı bir araştırmada, Miller'ın 2015-2016 yıllarında Breitbart editörlerine gönderdiği 900'den fazla e-postayı inceledi. Kuruluş, yazışmalarda beyaz milliyetçi yayınlara ve göçmen karşıtı içeriklere yönlendirmeler bulunduğunu bildirdi. Trump yönetimi ise söz konusu araştırmayı eleştirdi.
İkinci Trump döneminde kitlesel sınır dışı politikası
Miller, Trump'ın 2024 seçimleriyle Beyaz Saray'a dönmesinin ardından genel sekreter yardımcılığı ve iç güvenlik danışmanlığı görevlerini üstlendi. İkinci dönemde yönetimin kitlesel sınır dışı etme kampanyasının koordinasyonunda öne çıktı.
Miller, Mayıs 2025'te Fox News'e yaptığı açıklamada, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) için günlük en az 3 bin gözaltı hedefi belirlendiğini söylemişti. Yönetimin göçmenlik operasyonları ülke genelinde genişlerken, sabıka kaydı bulunmayan veya küçük suçlardan kaydı olan kişilerin de operasyonların hedefi haline geldiğine ilişkin haberler yayınlandı.
Miller, göçmenlik operasyonlarında görev yapan federal ajanların kullandığı sert yöntemleri de savundu. Ocak 2026'da Minneapolis'te federal ajanların müdahalesi sırasında hayatını kaybeden Renee Good ve Alex Pretti hakkında ilk açıklamalarında “terörist” ifadesini kullandı. Pretti hakkındaki değerlendirmesini daha sonra geri çekti.
Trump yönetiminin sınır dışı politikaları, Filistin'e destek veren ve İsrail hükümetinin Gazze ile Batı Şeria'daki uygulamalarını eleştiren yabancı öğrenciler ve oturum sahiplerine yönelik işlemler nedeniyle de tartışma konusu oldu. Yönetim, bu tür faaliyetlerin ABD'nin dış politika çıkarlarına zarar verdiğini savundu.
Columbia Üniversitesi'nin eski yüksek lisans öğrencisi Filistinli aktivist Mahmud Halil, Temmuz 2026'da Miller'ın da aralarında bulunduğu Trump yönetimi yetkililerine karşı dava açtı. Halil, kendisinin ve diğer Filistinli yabancıların hedef alınmasına yönelik bir komplo yürütüldüğünü öne sürdü. Halil hakkında sınır dışı işlemleri devam ediyor. Söz konusu iddialar yargı sürecinde henüz kesinleşmiş değil.
Miller, 2023'te Fox News'e yaptığı açıklamada Filistin kökenli Demokrat Kongre üyesi Rashida Tlaib'in Kongre'den çıkarılması gerektiğini savunmuş, Tlaib ve bazı Demokrat siyasetçileri “derin biçimde antisemitik ve Amerikan karşıtı” olarak nitelendirmişti.
Doğumla vatandaşlık ve dış politika açıklamaları
Miller, Trump'ın ikinci döneminde doğumla vatandaşlık hakkını sınırlandırma girişiminin de savunucuları arasında yer aldı. Trump'ın 2025'te imzaladığı ve ABD'de doğan bazı çocukların vatandaşlık hakkını kısıtlamayı amaçlayan başkanlık kararnamesi, 30 Haziran 2026'da ABD Yüksek Mahkemesi tarafından Anayasa'ya aykırı bulundu.
Miller, Trump'ın Batı Yarımküre'deki askerî ve siyasi adımlarını da açık biçimde savundu. ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu kaçırarak ülke dışına çıkarmasını destekledi. Ocak 2026'da CNN'e yaptığı açıklamada ise ABD'nin askerî gücüne dayanarak Grönland'ı ele geçirme hakkı bulunduğunu savundu.
Miller, uluslararası ilişkilerde güç unsurunun belirleyici olduğunu belirterek, “Uluslararası nezaket ve benzeri konular hakkında istediğiniz kadar konuşabilirsiniz ancak gerçek dünyada güç, kuvvet ve iktidar belirleyicidir” ifadelerini kullanmıştı.
Beyaz Saray Genel Sekreteri ne iş yapıyor?
Beyaz Saray Genel Sekreteri, ABD başkanının en yakın çalışma ekibinin yönetiminden sorumlu en üst düzey görevlilerden biri. Bu makamda bulunan isim, Beyaz Saray personelinin koordinasyonunu, işe alım süreçlerini ve başkanın günlük programını yönetiyor. Aynı zamanda başkana politika konularında danışmanlık yapıyor.
Genel Sekreter, başkanın kimlerle görüşeceği ve hangi bilgilerin kendisine ulaştırılacağı üzerinde de önemli bir etkiye sahip. Bu nedenle görev, Washington'da başkanlığa erişimi kontrol eden bir “kapı bekçisi” makamı olarak tanımlanıyor.
Miller'ın bu göreve getirilmesiyle Trump'ın göç politikalarının ve yönetimin diğer tartışmalı uygulamalarının nasıl şekilleneceği, Demokratların Kongre'de kontrolü devralacağı ocak ayı öncesinde yakından izlenecek.





