8 Mart 2025 akşamı, Columbia Üniversitesi'nden kısa süre önce mezun olan Filistinli aktivist Mahmud Halil, eşiyle birlikte New York'taki evine döndü. Çift kapıdan içeri girerken sivil kıyafetli, kimliklerini açıklamayan iki adam aniden arkalarından yaklaştı. Halil'e vizesinin iptal edildiğini, kendisini sınır dışı ederek geldiği ülkeye geri göndermek için geldiklerini söylediler.
Adamlar, ABD vatandaşı olan ve sekiz aylık hamile bulunan eşini de sessiz kalıp dairesine girmezse gözaltına alınabileceği konusunda tehdit etti. Halil, söylenenleri doğrulayacak bir belge istediğinde adamlardan biri telefonunu çıkararak gözaltı emri olduğu öne sürülen bir görüntü gösterdi. Ancak ortada resmî bir hukuki işlemi kanıtlayan herhangi bir belge bulunmuyordu.
Halil'in eşi, kocasının yeşil kartını (daimi oturum izni belgesi) adamlara gösterdiğinde, içlerinden biri şaşkınlıkla telefon görüşmesi yaparak "Yeşil kartı var" dedi. Kısa süre sonra ise ABD Dışişleri Bakanlığının bu izni de iptal ettiğini söyledi.
Ardından Halil, eşinin gözleri önünde kelepçelenerek New York'taki dairelerinden üzerinde herhangi bir resmî işaret bulunmayan araçla götürüldü. Eşi, kocasının daimi oturum iznine sahip olduğunu gösteren yasal belgeleri sunmaya çalışmasına rağmen görevliler kendisine karşılık vermedi. Halil'in nereye götürüldüğüne ilişkin soruları da yanıtsız bırakıldı.
Peki, Mahmud Halil kimdir ve ABD'de neden gözaltına alındı?
Trump'ın emriyle ilk siyasi gözaltı
ABD merkezli The Nation dergisi, Halil'in gözaltına alınmasını "Mahmud Halil, Trump'ın emriyle ortadan kaybolan ilk aktivist" başlığıyla duyurdu. Dergiye göre Halil, Trump yönetimi tarafından siyasi nedenlerle kaçırılan ilk kişi oldu.
Gözaltının ardından ABD Başkanı Donald Trump, Halil'in ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) tarafından yakalandığını "gururla" duyurdu. Trump, Filistinli aktivisti "aşırılıkçı ve Hamas yanlısı yabancı öğrenci" olarak nitelendirdi. ABD İç Güvenlik Bakanlığı sözcüsü ise Halil'in "Hamas'ın hedefleriyle örtüşen faaliyetler yürüttüğünü" öne sürdü.
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Bu terör sempatizanlarını ülkemizde bulacak, yakalayacak ve sınır dışı edeceğiz. Bir daha asla geri dönmeyecekler" ifadelerini kullandı.
Halil, önce New York'ta ICE'a bağlı bir gözaltı merkezine, ardından yetkililerin yerini açıklamadığı gizli bir tesise nakledildi. Eşi ve avukatı, gözaltına alınmasının ardından günlerce nerede tutulduğunu öğrenemedi.
Günler sonra eşi ve avukatı, Halil'in nerede olduğunu nihayet tespit edebildi. İnsan hakları örgütlerine göre Halil'in tutulduğu özel gözaltı merkezi, tıbbi ihmalin yanı sıra fiziksel ve cinsel saldırı vakalarıyla da kötü bir sicile sahipti.
ICE'ın gözaltındaki kişilerin yerini belirlemek için kullandığı sisteme göre Halil, New York dışına çıkarılarak New Jersey eyaletindeki Elizabeth Gözaltı Merkezi'ne nakledilmişti. Eşinin kendisini ziyaret etmesine izin verilmedi.
Yetkililer, Halil'in ifade özgürlüğü hakkını savunmak amacıyla aynı sabah hukuki itirazda bulunan avukatı Amy Greer'e veya eşine önceden haber vermeden onu başka bir tesise gönderdi.
Avukatının "misilleme adımı" olarak nitelendirdiği bu uygulamayla Halil, New York'taki evinden binlerce kilometre güneyde bulunan Louisiana eyaletindeki bir gözaltı merkezine nakledildi. Bu hamlenin amacının, Halil'in ailesine ve avukatlarına erişimini kısıtlamak, ayrıca onu Trump yönetiminin göçmen karşıtı politikalarına daha olumlu yaklaşan bir bölgenin yargı denetimi altına almak olduğu belirtildi.
Trump, Filistinli aktivist Mahmud Halil'in gözaltına alınmasının bir dizi gözaltı işleminin yalnızca başlangıcı olacağını açıkça ortaya koydu. Antisemitik nitelikte olduğunu iddia ettiği faaliyetlere katılan herkesin yakalanıp sınır dışı edileceğini söyledi.
Herhangi bir kanıt sunmadan Halil ve diğer aktivistleri "terör yanlısı, antisemitik ve Amerika karşıtı" faaliyetlerde bulunmakla suçlayan Trump, Truth Social hesabından yaptığı açıklamada bunun son gözaltı ve sınır dışı operasyonu olmayacağını duyurdu.
Halil'in gözaltına alınması, Trump'ın 29 Ocak 2025'te antisemitizmle mücadele gerekçesiyle imzaladığı başkanlık kararnamesinin ardından gerçekleşti.
Beyaz Saray'ın kararnameye ilişkin yayımladığı bilgi notunda, "Cihatçı yanlısı gösterilere katılan tüm yabancı uyruklu kişilere sesleniyoruz. 2025'te sizi bulacağız ve sınır dışı edeceğiz" ifadelerine yer verildi.
Trump yönetimine göre üniversite kampüslerinde karışıklığa yol açan yabancı öğrencilerin ABD'de bulunmaması gerekiyordu.
Halil'in gözaltına alınmasından bir gün önce, 7 Mart 2025'te, Trump yönetimi Columbia Üniversitesi'ne sağlanan 400 milyon dolarlık federal fonu kesti. Gerekçe olarak üniversitenin "Yahudi öğrencilere yönelik süregelen tacizle" yeterince mücadele etmemesi gösterildi. Kaynak haberde, Trump yönetiminin bu ifadeyi İsrail'e ve saldırgan politikalarına yönelik her türlü muhalefeti tanımlamak için kullandığı belirtildi.
Halil'in gözaltına alınmasından önceki günlerde Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU), üniversite rektörlerine gönderdiği açık mektupta Trump'ın başkanlık kararnamesini kınadı. Birlik, söz konusu kararnameyi ABD Anayasası'nın ifade özgürlüğünü güvence altına alan Birinci Ek Maddesi'nin ihlali olarak değerlendirdi.
ACLU'nun açıklamasında, "Trump'ın üniversite yöneticilerini öğrencilerine ve öğretim üyelerine karşı kışkırtmayı amaçlayan bu son baskıcı adımları, bizi McCarthy dönemine geri götürüyor ve Amerika'nın anayasal değerleriyle üniversitelerin temel misyonuyla çelişiyor" denildi.
Mahmud Halil kimdir ve neden gözaltına alındı?
Bazı ABD basın kuruluşlarının haberlerine göre Halil'in gözaltına alınması stratejik bir hamleydi. Çünkü Halil, Columbia Üniversitesi'ndeki Filistin yanlısı göstericiler adına üniversite yönetimiyle müzakereler yürüten ve Gazze'ye yönelik savaşı protesto etmek amacıyla üniversitenin İsrail'deki yatırımlarını geri çekmesini isteyen öğrenciler arasında yer alıyordu.
Halil, Gazze'de yaşanan soykırımı öğrenci topluluklarına ve ABD medyasına anlatma konusunda da oldukça aktifti.
2024 baharında CNN'e verdiği röportajda Halil, Suriye'de Filistinli bir mülteci olarak dünyaya geldiğini anlattı. Ailesinin köklerinin ise Filistin'in en eski tarihî şehirlerinden biri olan Taberiye'ye dayandığını söyledi. Halil, ailesinin binlerce Filistinli aile gibi İsrail işgali nedeniyle topraklarından sürüldüğünü belirtti.
LinkedIn profilindeki bilgilere göre Suriye'de büyüyen Halil, lisans eğitimini Lübnan Amerikan Üniversitesinin Bilgisayar Bilimleri Bölümünde tamamladı.
Columbia Üniversitesi'ne katılmadan önce uluslararası kalkınma alanında çalışan Halil, Birleşik Krallık Dışişleri, Milletler Topluluğu ve Kalkınma Bakanlığı bünyesinde de görev yaptı.
2023 yılında Columbia Üniversitesinin Uluslararası ve Kamu İlişkileri Fakültesinde kamu yönetimi alanında yüksek lisans eğitimine başladı.
İsrail'in Gazze'deki Filistin halkına yönelik soykırım savaşını başlatmasının ardından, 2024 baharında ABD üniversitelerinde Filistin yanlısı gösteriler yayıldı. Columbia Üniversitesi de bu protestoların merkezlerinden biri oldu.
Halil, haftalarca süren oturma eylemleri ve gösterilerde öğrencilerin ön saflarında yer aldı. Eylemler sırasında üniversite yönetimi ile öğrenciler arasında gerilim yükseldi.
Dönemin Columbia Üniversitesi Rektörü Nemat Şefik'in talebi üzerine polis, Nisan 2024'te kampüse müdahale etti. Üniversitenin Hamilton Hall binasında düzenlenen oturma eyleminin dağıtılması için polis, 1968'den bu yana ilk kez bu binaya yönelik böyle bir operasyon gerçekleştirdi. Şefik daha sonra rektörlük görevinden istifa etti.
Halil, Nisan 2024'te CNN'e verdiği röportajda duygularını şu sözlerle anlattı:
"Her zaman şunu söylerim: Filistin'de, mülteci kamplarında ve Filistin şehirlerinde baskı gören halkımız adına konuşmak için buraya gelme şansına sahip olduğumuz için çok şanslıyız."
Halil, protesto etmek dışında Filistin halkı için "anlamlı bir şey yapamamanın" verdiği çaresizlik nedeniyle zaman zaman "hayatta kalanın suçluluğu" duygusunu yaşadığını da söyledi.
Korktuğunu da gizlemeyen Halil, yaşadığı baskıyı şöyle anlattı:
"Çeşitli tehditler ve üniversitenin bu konudaki politikaları nedeniyle bazı anlarda protestolara aktif olarak katılmaktan korktum. Ama yine de eylemi örgütledik ve halkımız adına bir şeyler yapma mücadelesini kazandık."
Bu endişelere rağmen konuşmalar yapmayı sürdüren Halil, Columbia Üniversitesi Apartheid'den Yatırımları Çekme Koalisyonu (CUAD) adına üniversite yetkilileriyle görüşmeleri yürütmek üzere seçilen öğrencilerden biri oldu.
Çeşitli öğrenci örgütlerinden oluşan koalisyon, üniversitenin İsrail ile mali bağlarını sona erdirmesini ve Gazze'deki soykırım savaşının durdurulması için baskı yapmasını talep ediyordu.
Mahmud Halil neden sınır dışı edilmek istendi?
Mahmud Halil'e yönelik açık bir suç isnadı bulunmamasına rağmen ABD İç Güvenlik Bakanlığı Sözcüsü Tricia McLaughlin, Halil'in ABD tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan Hamas ile "ittifak halinde" olduğunu iddia etti.
Buna karşılık Halil'in serbest bırakılması talebiyle başlatılan destek kampanyasında yaklaşık iki milyon imza toplandı.
ABD hukukuna göre, bir kişinin suç teşkil eden bir davranışa karıştığının veya hükümetin terör örgütü olarak sınıflandırdığı yapılara destek verdiğinin kanıtlanması durumunda, oturum izninin iptal edilmesi ve sınır dışı edilmesi mümkün.
Ancak Halil'in gözaltına alındığı dönemde, Trump'ın kendisine yönelttiği suçlamaları destekleyecek herhangi bir kanıt bulunmadığı belirtiliyordu.
Cornell Üniversitesi Hukuk Fakültesi emekli göçmenlik hukuku profesörü Stephen Yale-Loehr, Time dergisine yaptığı açıklamada, hükümetin Halil'i sınır dışı etmek için yalnızca kamuoyu önünde konuştuğunu değil, bunun ötesinde bir eylemde bulunduğunu kanıtlaması gerektiğini söyledi.
Yale-Loehr, "Hükümetin, sadece kamuoyu önünde konuşmanın ötesinde bir şey yaptığını, örneğin Hamas'a maddi destek sağladığını kanıtlaması gerekir" dedi.
Profesör, "Bu, sınır dışı etme için gerekçe olurdu. Sadece ifade özgürlüğünü savunduğu için onu sınır dışı edemezler" ifadelerini kullandı.
Trump'ın Halil'i hedef alan açıklamalarına rağmen, Mart 2025'te bir ABD federal hâkimi, Filistinli aktivistin sınır dışı edilmesini geçici olarak durdurdu.
Trump ise üniversitelerde kargaşa çıkardığını ve ABD'yi sevmediğini iddia ettiği, aralarında Mahmud Halil'in de bulunduğu Hamas destekçilerinin sınır dışı edilmesini istedi.
Trump, Halil hakkında şunları söyledi:
"Bu adamı (Mahmud Halil'i) sınır dışı etmeliyiz. Açıklamalarını duydum, çok kötüydü. Üniversitemizde bunun gibilerin ne yaptığına dair kayıtlar izledim ve geri kalanları da sınır dışı edebiliriz. Columbia geçmişte iyi bir üniversiteydi. Ama şimdi kötü yönetim yüzünden değişti, olan da bu."
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ise Trump yönetiminin, kendi ifadesiyle "İslamcı terör" örgütlerine yakınlık gösteren yabancı öğrencilere tolerans göstermeyeceğini söyledi.
Leavitt, Fox News'e verdiği röportajda Halil'in gözaltına alınmasının, bundan sonra gerçekleştirilecek başka gözaltıların yalnızca başlangıcı olduğunu belirtti.
12 Mart 2025'te New York'ta görülen duruşmada mahkeme, Halil'in sınır dışı edilmesini engelleyen geçici kararın yürürlükte kalmasına hükmetti. Ancak Halil'in Louisiana'daki gözaltı merkezinde tutulmasına devam edildi.
Öte yandan yüzlerce kişi, Halil'in gözaltına alınmasını protesto etmek ve serbest bırakılmasını talep etmek amacıyla New York ve Kaliforniya'da sokaklara çıktı.
Serbest bırakıldı ancak hukuk mücadelesi sürüyor
Mahmud Halil, 104 gün süren gözaltının ardından 20 Haziran 2025'te bir federal hâkimin kararıyla kefaletle serbest bırakıldı. Bu süreçte ilk çocuğunun doğumunda eşinin yanında bulunamadı.
Ancak serbest bırakılması, ABD yönetiminin sınır dışı etme girişimlerini sona erdirmedi. Ocak 2026'da federal temyiz mahkemesi, Halil'in serbest bırakılmasını sağlayan alt mahkeme kararını bozdu. Mayıs 2026'da ise temyiz mahkemesi, ABD Yüksek Mahkemesine başvuru süreci devam ederken yeniden gözaltına alınmasını geçici olarak engelledi.
14 Eylül 2026'da Halil, Filistin yanlısı öğrencilere yönelik ayrımcılığa ve tacize karşı yeterli önlem almadığı gerekçesiyle Columbia Üniversitesi aleyhine de dava açtı. Halil ve diğer davacılar, üniversite yönetimini Filistinli öğrencilerin karşılaştığı sistematik taciz ve baskılara kayıtsız kalmakla suçladı.
18 Ekim 2026 itibarıyla Halil'in sınır dışı edilmesine ilişkin hukuk mücadelesi devam ediyor. ABD Yüksek Mahkemesine başvuru için tanınan süre ise 19 Ekim 2026'ya kadar uzatılmış durumda.
Yorumlar (1)