Batman’da çay içmeye oturursunuz, konu dönüp dolaşıp Batman’a gelir.
Zaten başka türlüsü de pek mümkün değil.
Bir bakmışsınız çay soğumuş, kahve gelmiş ama Batman’ın meseleleri halen masada.
Geçtiğimiz hafta Ak Parti Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu ve AK Parti İl Başkanı Hüseyin Şansi, Batman Sonsöz Gazetesi’nde misafirimiz oldu.
Çaylar içildi, kahveler yudumlandı.
Biraz siyasetten, biraz yatırımdan, biraz eksiklerden, biraz da gazeteciliğin mutfağından konuştuk.
Tabi biz gazeteciyiz. Sohbet güzel diye soruları da bir kenara bırakacak değiliz.
…
Ferhat Nasıroğlu’nun üzerinde durduğu konulardan biri, Batman’ın geleceğine yönelik yatırımlardı.
Yapılan çalışmaları sadece bugünün ihtiyaçlarıyla sınırlı görmediklerini, geleceğin projelerine de şimdiden zemin hazırlamak istediklerini anlattı.
Şehir hastanelerini, ileride Batman’a kazandırılması hedeflenen tıp fakültesinin altyapısı açısından örnek verdi.
Güzel bir yaklaşım.
Çünkü şehir dediğiniz yer, sadece bugünü kurtararak büyümüyor.
Bugün diktiğiniz ağacın gölgesinde yarın kimlerin oturacağını da düşünmeniz gerekiyor.
Ama bir şartla…
50 yıllık hedefler, 50 yıl boyunca proje dosyalarında beklememeli.
…
Sohbetin bir yerinde Mava Dağı’ndaki yüksek gravite petrolü de gündeme geldi.
Türkiye Petrolleri Batman Bölge Müdürlüğünün emeğiyle gündeme gelen petrol sahasının Şırnak Müdürlüğüne bağlanması konusundaki rahatsızlığımızı dile getirdik.
Yanlış anlaşılmasın, Şırnak da bizim, Batman da bizim. Kimsenin kimseyle bir derdi yok. Ama Batman'ın petrol geçmişi, tecrübesi ve yıllara dayanan kurumsal birikimi de öyle bir kalemde geçiştirilecek mesele değil.
Ferhat Nasıroğlu da konuyla ilgili görüşmeler yaptıklarını söyledi.
Bizim derdimiz belli:
Batman'ın emeği Batman'ın hanesinden silinmesin.
Petrolün gravitesi yüksek olabilir ama Batman'ın emeğinin ağırlığı da az değil.
Benim özellikle önemsediğim konulardan biri de kurumlar ve siyaset arasındaki uyumdu.
Geçmişte kurumlar arasındaki anlaşmazlıkların, siyasi çekişmelerin ve kişisel hesapların şehrin hizmetlerine nasıl yansıdığını gördük.
Birileri birbirine küser, vatandaş hizmet bekler. Birileri hesaplaşır, şehrin hesabı arada kaynar.
Oysa Batman'ın kaybedecek zamanı yok.
Elbette herkes aynı düşünmek zorunda değil. İtiraz da olacak, eleştiri de olacak, farklı fikirler de konuşulacak. Ama mesele Batman ise ortak bir masa kurulabilmeli.
Ferhat Nasıroğlu'nun farklı siyasi görüşlerden isimlerle diyaloğa açık olduklarını, gelen talepleri dinlemeyi önemsediklerini söylemesi dikkatimi çekti.
Seçim zamanı rakip olabilirsiniz.
Hatta seçim döneminde birbirinize biraz sert de çıkabilirsiniz. Siyasetin doğasında var. Ama seçim biter, Batman kalır.
Bu şehrin meseleleri için aynı masaya oturabilmek önemli.
Bu uyum ve diyalog ortamına katkı sunduğu için Nasıroğlu'na Batman’ın bir teşekkür borcu var.
…
Gelelim sohbetin en dikkat çekici bölümüne…
Ferhat Nasıroğlu bir ara şöyle dedi:
“Sanmayın ki görüyoruz ama dikkate almıyoruz. Yazdığınız bütün eleştiriler ve öneriler bize yol gösterici oluyor”
İtiraf edeyim, bu cümle beni sevindirdi.
Demek ki yazdıklarımız okunuyor.
Hatta sadece okunmuyor, not da ediliyor.
Biz bazen bir haberi yazıyoruz, ardından kendi kendimize soruyoruz:
Acaba ilgili yere ulaştı mı, gören oldu mu?
Meğer ulaşmış, görülmüş.
Şimdi sıra, yazılanların ne kadarının çözüme dönüşeceğinde.
Çünkü bizim işimiz siyasetçiye alkış tutmak değil. Eksikleri göstermek, vatandaşın sesini duyurmak, yapılan güzel işleri de hakkını vererek anlatmak.
Eleştiri düşmanlık değildir.
Övgü de peşin dostluk sözü değildir.
Gazetecilik biraz da bu mesafeyi koruyabilmektir.
…
Ferhat Nasıroğlu ve Hüseyin Şansi ile yaptığımız sohbetten memnun ayrıldım.
Samimi bir ortam vardı.
Konuşabildik, sorabildik, eleştirebildik.
Siyasetin gazetecilikle kurduğu ilişkinin böyle olması gerektiğine inanıyorum.
Yerel basın, şehrin hafızasıdır.
Vatandaşın sesini duyurur, sorunları gündeme taşır, çözüm bekleyen konuların peşini bırakmaz.
Biz de yazmaya, sormaya, gerektiğinde eleştirmeye devam edeceğiz.
Çayın hatırı başka, mesleğin sorumluluğu başka.
Bir de küçük bir hatırlatma yapalım:
Biz gazeteciler verilen sözleri de unutmayız. Arada bir açıp eski haberleri karıştırır, bakalım ne olmuş diye sorarız.
Mesleğin güzel tarafı da biraz bu.
Ben farklı fikirlerin konuşulabildiği, eleştirinin düşmanlık sayılmadığı ve Batman için herkesin aynı masaya oturabildiği bu anlayışı sevdim.
Evet, ben bu Batman’ı sevdim.





