İsrail işgal güçleri, 7 Ekim 2023'ten itibaren Gazze Şeridi'nde "quadcopter" olarak bilinen insansız hava araçlarının (İHA) kullanımını yoğunlaştırdı. Daha önce yalnızca Gazze'nin doğu kesimlerinde ve sınır bölgelerinde kullanılan bu araçlar, askeri operasyonların genişlemesi ve kara harekâtının ilerlemesiyle birlikte bölgede daha önce görülmemiş ölçekte kullanılmaya başlandı. İsrail ordusu, farklı türlerini sahaya sürdüğü bu araçları yalnızca Filistinli direnişçileri hedef almak için kullanmadı.

İsrail ordusu, sahadaki operasyonlarında quadcopter tipi İHA'lardan yoğun biçimde yararlandı. Bu araçlardan bazıları rahatsız edici sesler çıkarırken bazıları sivillere yerinden edilme ve tahliyeye ilişkin mesajlar iletiyordu. Bir kısmı silah taşıyor, diğerleri ise kendilerini patlatarak veya patlayıcı mühimmat bırakarak suikast amacıyla kullanılıyordu.

Quadcopter tipi insansız hava araçları, Gazze'deki savaş boyunca geniş çaplı ve etkin biçimde kullanıldı. Ancak bu araçların Gazze'deki kullanımı 7 Ekim 2023'ten önceye dayanıyor. İsrail ordusu, Filistinlilerin 2018-2023 yılları arasında Gazze sınırında düzenlediği Büyük Dönüş Yürüyüşleri sırasında da bu araçlardan yararlanmıştı.

Quadcopter saldırılarında en az 60 sivil öldürüldü

Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevinin (Euro-Med) 12 Eylül 2026'da yayımladığı rapor, İsrail ordusunun Gazze'de quadcopter tipi insansız hava araçlarıyla gerçekleştirdiği saldırılara ilişkin veriler ortaya koydu.

Rapora göre 10 Ekim 2025'te ateşkesin yürürlüğe girmesinden Eylül 2026'nın başına kadar geçen sürede, bu araçlardan açılan ateş veya bırakılan mühimmat nedeniyle en az 60 sivil hayatını kaybetti.

Gözlemevi, İsrail'in Gazze Şeridi'nde quadcopter tipi İHA'ların yanı sıra çok pervaneli küçük taktik insansız hava araçları kullandığını belirtti.

Bu araçlar, gündüz ve termal kameralarla, hedef belirleme ve takip sistemleriyle donatılabiliyor.

Raporda, bazı modellerin görevlerine göre 5,56 ve 7,62 milimetre çapında ateşli silahlarla veya 40 milimetrelik patlayıcı mühimmatla donatılabildiği ifade edildi.

Filistinlilerin kaydettiği ve sosyal medyada geniş yankı uyandıran bir görüntü de söz konusu araçların Gazze'deki kullanımını gözler önüne serdi.

"Dehşet verici" olarak nitelendirilen görüntülerde, Gazze kentinin doğusundaki Tuffah Mahallesi'nde bir quadcopter tipi İHA'nın evlerin arasında son derece alçak irtifada uçtuğu görüldü.

İsrail'e ait insansız hava aracı, pencereleri bulunmayan evlerin içini görüntülemeye çalışırken farklı yönlere hareket ediyordu.

Söz konusu görüntüler, bu araçların Gazzeli Filistinlilerin günlük yaşamında karşılaştıkları tehditlerden biri haline geldiğini ortaya koyuyor.

Quadcopter tipi İHA'lar, gözetleme ve görüntü kaydı yapmanın yanı sıra yerinden edilmiş Filistinlilerin bulunduğu bölgelere kasıtlı veya rastgele ateş açmak için de kullanılıyor. Bu araçlardan zaman zaman Filistinli direniş gruplarına yönelik kışkırtıcı bildiriler de atılıyor.

İsrail'in quadcopterlerle sivilleri hedef alma yöntemleri

Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi, sahadaki incelemelerinde quadcopter tipi İHA'ların kullanımına ilişkin üç temel yöntem tespit etti.

Bunlardan ilki, aracı kontrol eden kişinin doğrudan görebildiği ve kimliğini ayırt edebildiği kişilere hassas ve doğrudan ateş açılması.

İkinci yöntem, sivillerin toplandığı alanlara ve yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı çadırlara patlayıcı mühimmat bırakılması.

Üçüncü yöntem ise "Sarı Hat" olarak bilinen bölgeye komşu alanlarda ateş gücüyle kontrol sağlanması.

Bu kapsamda siviller, evlerine ve arazilerine ulaşmaya veya bu alanlarda günlük işlerini sürdürmeye çalışırken hedef alınıyor.

Gözlemevinin tespitleri, quadcopter tipi İHA'ların yalnızca gözetleme aracı olarak kullanılmadığını, sivillerin hareketlerini sınırlamak ve belirli bölgelerde kontrol sağlamak amacıyla da devreye sokulduğunu ortaya koyuyor.

Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Rami Abdu, İsrail ordusunun quadcopter tipi İHA'ları Gazze Şeridi'nde hassas öldürme aracı olarak kullanmasında artış tespit ettiklerini söyledi.

Abdu, bu araçların yalnızca aktivistleri veya İsrail'in arandığını iddia ettiği kişileri öldürmek için kullanılmadığını vurguladı.

Aralarında çocukların da bulunduğu sivillerin doğrudan hedef alındığını belirten Abdu, quadcopter saldırılarının Gazze'de giderek yaygınlaştığına dikkat çekti.

Euro-Med: Sivillerin kasten hedef alındığına dair güçlü kanıtlar var

AlarabyAljadeed'e konuşan Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Rami Abdu, quadcopter tipi İHA'ların kullanımındaki temel tehlikenin, bu araçların gelişmiş teknik özelliklerinden kaynaklandığını ifade etti.

Abdu, söz konusu araçların "operatöre hedef alınan kişiyi gözlemleme, kimliğini doğrulama ve ateş açmadan önce hareketlerini takip etme imkânı veren teknik kapasitelere" sahip olduğunu söyledi.

Bu özelliklerin hedef belirlemedeki hata payını büyük ölçüde azalttığını belirten Abdu, hedef alınan kişinin sivil olduğunun anlaşılması veya bu konuda herhangi bir şüphe bulunması halinde saldırıdan kaçınma yükümlülüğünün de arttığını vurguladı.

Abdu'ya göre çocukların, yerinden edilmiş kişilerin, çiftçilerin ve koyun çobanlarının quadcopter tipi İHA'lardan açılan doğrudan ateşle veya bırakılan mühimmatla tekrar tekrar hedef alınması, sivillere yönelik saldırıların kasıtlı olduğunu gösteren güçlü kanıtlar sunuyor.

Bu kişilerin sivil olduklarının açıkça anlaşılabildiğine dikkat çeken Abdu, herhangi bir çatışmaya doğrudan katıldıklarına veya yakın bir tehdit oluşturduklarına ilişkin bulgu bulunmadığını söyledi.

Abdu, söz konusu saldırıların hedef belirlemede yaşanan hatalara veya sivillerin tesadüfen vurulmasına bağlanamayacağını belirtti.

Bu tür saldırıların "temelden yasak" olduğunu vurgulayan Abdu, askeri zorunluluk veya orantılılık ilkesi gerekçe gösterilerek meşrulaştırılamayacaklarını ifade etti.

Sivillere yönelik doğrudan saldırıların uluslararası insancıl hukukta zaten yasak olduğunu hatırlatan Abdu, askeri zorunluluk iddialarının veya orantılılık kurallarının bu yasağı ortadan kaldırmadığını söyledi.

Gözlemevinin belgelediği saldırıların, uluslararası insancıl hukukun temel ilkelerinden biri olan ayrım gözetme ilkesini ihlal ettiğini belirten Abdu, çatışan tarafların siviller ile savaşçıları birbirinden ayırmakla yükümlü olduğunu vurguladı.

Abdu'ya göre burada söz konusu olan durum, silahın hedefleri birbirinden ayırt edememesi değil.

İnsansız hava araçlarının sivilleri ayırt etme kapasitesine rağmen bu kişilerin hedef alınması, saldırıların niteliğini değiştiriyor.

Abdu, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Bir silahın sivilleri tam olarak ayırt edebilme kapasitesine rağmen onlara ateş açılması kararı, silahın ayrım gözetme yetersizliğiyle ilgili değildir. Bu, sistematik, kasıtlı ve amaçlı bir hedef almayı ifade eder."

Gazze'deki saha gözlemleri de quadcopter tipi İHA'ların bölgedeki yoğun varlığını ortaya koyuyor.

Yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı alanlar da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'nin farklı bölgelerinde bu araçların uçtuğu görülüyor.

Filistinliler, sığındıkları bölgelerde quadcopter tipi İHA'ların günün farklı saatlerinde dolaştığını ve zaman zaman son derece alçak irtifalara indiğini aktarıyor.

İsrail, quadcopterleri keşif aracından saldırı silahına dönüştürdü

Askeri uzman Tuğgeneral Naci Melaib ise İsrail'in Gazze Şeridi'nde küçük insansız hava araçlarının kullanımını geliştirdiğini söyledi.

AlarabyAljadeed'e konuşan Melaib, bu araçların artık yalnızca keşif ve bilgi toplama görevleriyle sınırlı kalmadığını, doğrudan hedefleme ve öldürme operasyonları için de kullanıldığını belirtti.

Melaib'e göre quadcopter tipi İHA'ların en önemli özellikleri, küçük boyutları ve askerlerin ulaşmakta zorlandığı alanlarda hareket edebilmeleri.

Bu araçların Gazze'deki tünellerde ve binalarda da kullanıldığını aktaran Melaib, bulundukları alanın görüntülerini kaydedebildiklerini ve elde ettikleri bilgi ile fotoğrafları doğrudan operasyon merkezine iletebildiklerini ifade etti.

İnsansız hava araçlarının tek bir asker tarafından kontrol edilebildiğini söyleyen Melaib, gelişmiş modellerin sesleri kaydedip bunları operatöre iletebildiğini de belirtti.

Ayrıca bu araçların, verilen göreve bağlı olarak gürültü çıkarmak veya belirli mesajları yayınlamak için kullanılabildiğine dikkat çekti.

Melaib, en önemli gelişmenin quadcopter tipi İHA'ların makineli tüfeklerle donatılması olduğunu vurguladı.

Bu silahlar sayesinde operatörün uzaktan ve hassas biçimde ateş açabildiğini belirten Melaib, bazı modellerin düşmeleri veya önceden belirlenen bir noktaya ulaşmaları durumunda kendilerini imha edebildiğini söyledi.

İsrail'in söz konusu araçları Gazze'de özellikle keşif operasyonlarında kullandığını, bununla birlikte suikast operasyonlarında da devreye soktuğunu ifade etti.

Melaib'e göre bu gelişme, yalnızca gözetleme amacı taşıyan insansız hava araçlarından doğrudan saldırı gerçekleştirebilen sistemlere geçiş anlamına geliyor.

Yapay zekâ destekli hedefleme siviller için yeni riskler oluşturuyor

Naci Melaib, İsrail'in quadcopter tipi insansız hava araçlarını geliştirmesinin, Gazze'ye karşı yürüttüğü savaşta yapay zekâ ve askeri teknolojilerden ileri düzeyde yararlanıldığını gösterdiğini söyledi.

Bu araçların artık keşif, hedef belirleme ve doğrudan saldırı gerçekleştirme özelliklerini bir arada barındırdığına dikkat çekti.

Melaib'e göre söz konusu özellikler, İsrail askerlerinin hedef alınan bölgeye fiziksel olarak girmesine gerek kalmadan, uzak mesafelerden öldürme operasyonları gerçekleştirilmesine olanak sağlıyor.

Askeri uzman, bu tür operasyonların özellikle yanlış istihbarat bilgilerine dayanılması durumunda ciddi tehlikeler oluşturduğunu vurguladı.

Bir bina veya evin insansız hava aracıyla hedef alınmasının sivillerin ölümüne neden olabileceğini belirten Melaib, saldırı öncesinde sahadaki bilgilerin doğrulanmasının güçlüğüne dikkat çekti.

Bu nedenle quadcopter tipi İHA'ların keşif ve gözetleme görevlerinden doğrudan saldırı gerçekleştirebilen sistemlere dönüşmesinin, Gazze'deki siviller açısından yeni tehlikeler oluşturduğunu ifade etti.