16 Ekim 2024'te gerçekleşen Yahya Sinvar'ın şehadeti, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşının seyrinde belirgin bir dönüm noktası oluşturdu. Daha sonra ortaya çıktığına göre Sinvar, Şerid'in güneyindeki Refah kentinin batısında yer alan Tel Sultan bölgesinde İsrail güçleriyle yaşanan bir çatışma sonucunda şehit düşmüştü. 18 Ekim 2024'te Hamas, Sinvar'ın şehadetini resmen doğruladı; hareketin o dönemki Gazze lideri Halil El-Hayye de Yahya Sinvar'ın, Kassam Tugayları'nın sahadaki bazı komutanlarıyla birlikte Refah kentinde yaşanan çatışmalar sırasında şehit düştüğünü açıkladı.
İsrail ordusunun yayımladığı ve Sinvar'ın son anlarını gösteren görüntüler geniş yankı uyandırdı. Görüntülerde Sinvar, bombalanmış bir binanın içinde yaralı hâlde görülüyor ve kendisine yaklaşan bir insansız hava aracına doğru bir sopa fırlatıyordu. Hayatının son anlarını belgeleyen bu sahne, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşıyla özdeşleşen en çarpıcı görüntülerden biri hâline geldi.
Han Yunus kampından Hamas liderliğine
Yahya İbrahim Hasan Sinvar, 1962 yılında Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus Mülteci Kampı'nda, kökleri 1948'de işgal edilen Filistin topraklarındaki Mecdel kentine –bugünkü adıyla Askalan'a– dayanan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Eğitimine kamp okullarında başladı, lise öğrenimini Han Yunus Erkek Lisesi'nde tamamladıktan sonra Gazze İslam Üniversitesi'ne kaydoldu ve Arap Dili alanında lisans derecesi aldı.
Üniversite yıllarında öğrenci hareketlerinde aktif rol alan Sinvar, uzun yıllar öğrenci konseyinde çeşitli görevler üstlendi; teknik komite sekreterliği ve spor komitesi sekreterliği gibi sorumlulukların ardından konsey başkan yardımcılığına, ardından da başkanlığa yükseldi. 1980'li yıllarda, Hamas'ın "Mecid" adıyla bilinen güvenlik biriminin kurulmasında rol oynadı. Bu birim, hareketin işgalle iş birliği yaptığından şüphelendiği kişileri takip etmenin yanı sıra iç güvenlik dosyalarını da yürütüyordu.
Sinvar'ın tutuklanma geçmişi 1982 yılına uzanıyor; o yıl işgal makamları tarafından dört ay süreyle idari gözaltına alındı. 1985'te yeniden tutuklandı, 1988'de ise bir kez daha gözaltına alınarak güvenlik biriminin kurulması ve hareketin ilk askerî yapısının oluşturulmasına katılmakla suçlandı. 1989 yılında bir İsrail askerî mahkemesi, işgalle iş birliği yaptıklarını öne sürdüğü dört Filistinliyi öldürmekle suçlayarak onu dört kez müebbet hapis cezasının yanı sıra 25 yıl hapisle cezalandırdı.
"Vefa el-Ahrar" takası ve liderliğe dönüş
Ekim 2011'de İsrail, 2006 yılında Gazze sınırında esir alınan İsrailli asker Gilad Şalit karşılığında 1.027 Filistinli esirin serbest bırakıldığı "Vefa el-Ahrar" takası kapsamında Sinvar'ı serbest bıraktı. Bu takas, Sinvar'ın hayatında bir dönüm noktası oldu; Gazze'ye dönerek Hamas içindeki faaliyetlerini sürdürdü ve hareketin önde gelen liderleri arasındaki yerini yeniden kazandı. 2012'de hareketin Siyasi Büro üyeliğine seçilen Sinvar, siyasi liderlik ile askerî kanat olan İzzeddin el-Kassam Tugayları arasındaki koordinasyonla ilgili sorumluluklar üstlendi.
Eylül 2015'te ABD, Hamas liderlerinden Muhammed ed-Dayf ve Rawhi Mushtaha ile birlikte Sinvar'ın adını da uluslararası terörist listesine dâhil etti. 13 Şubat 2017'de Sinvar, İsmail Heniyye'nin yerine Gazze Şeridi'nde Hamas Siyasi Büro Başkanlığı'na seçildi; Halil El-Hayye ise yardımcılığına getirildi. Bu seçim, hareketin Şerit içindeki iç seçimleri kapsamında gerçekleşti; ardından Heniyye, Halid Meşal'in yerine genel Siyasi Büro Başkanlığı'na seçildi.
Mart 2021'de Sinvar, dört yıllık ikinci bir dönem için yeniden Gazze'deki Hamas liderliğine seçildi ve İsrail ablukası ile tekrarlayan askerî tırmanışlar altında hareketin Şerit'teki işlerini yönetmeyi sürdürdü.
"Aksa Tufanı" ve İsrail'in takibi
Kassam Tugayları ile diğer Filistinli direniş gruplarının Gazze çevresindeki askerî hedeflere ve yerleşim birimlerine yönelik 7 Ekim 2023 saldırısının ardından Sinvar'ın adı, bu operasyonun planlanmasına ve yürütülmesine öncülük eden en önemli liderlerden biri olarak "Aksa Tufanı" ile özdeşleşti.
6 Ağustos 2024'te Hamas, 31 Temmuz 2024'te İran'ın başkenti Tahran'da suikasta kurban giden İsmail Heniyye'nin yerine Sinvar'ı Siyasi Büro Başkanlığı'na seçtiğini duyurdu. Bu seçim, İsrail'in Gazze'deki askerî operasyonlarını sürdürdüğü, bölgesel ve uluslararası düzeyde ateşkes ile esir/tutsak takası anlaşmasına varılması için çabaların yoğunlaştığı kritik bir dönemde gerçekleşti. Sinvar, yeni görevinde ancak iki buçuk ay kadar kalabildi; ardından Refah'ta İsrail güçleriyle yaşanan bir çatışmada şehit düştüğü açıklandı.
Şehadetinin ikinci yıl dönümü vesilesiyle Hamas ve Kassam Tugayları, Sinvar'ın hayatını ve şehadetinin koşullarını anımsatan görsel içerikler ve açıklamalar yayımladı; bu içeriklerde özellikle İsrail güçleriyle yaşanan son çatışmayı belgeleyen görüntülere odaklanıldı. Hamas yayımladığı açıklamada, Sinvar'ın 16 Ekim 2024'teki şehadetinin savaşın bir yılını doldurmasının ardından gerçekleştiğini belirterek, işgal askerlerinin Refah kentindeki Tel Sultan bölgesinde onunla silahlı bir çatışmaya girmekten büyük şaşkınlık yaşadığını vurguladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "16 Ekim 2024'te gelen haber, işgalin savaşın aylar süren döneminde liderlerin tünellerde saklandığına dair sürekli propagandasını tümüyle yalanladı. Ordu, askerlerinin Ebu İbrahim ile silahlı bir çatışmaya girdiğini görünce şaşkınlığa uğradı; o da bu çatışma sonucunda şehit düşerek, temiz kanıyla Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentindeki Tel Sultan topraklarını kızıla boyadı."
Hareket, Sinvar'ın son anlarını belgeleyen görüntülerin "küresel bir ikona" dönüştüğünü belirterek, İsrail medyasının bu kayıtlarda çatışmanın son anlara kadar sürdüğünü gösteren görüntüleri yayımlamak zorunda kaldığını vurguladı.
Yorumlar (0)