Kayseri’nin yaklaşık üç asırdır dilden dile aktarılan ilginç hikâyelerinden biri, “Su İçmez Efendi” lakabıyla tanınan Mustafa bin Mehmed Efendi’ye dayanıyor. 18. yüzyılda yaşayan ve İslam hukuku alanındaki çalışmalarıyla tanınan Kayserili âlimin neden bu lakapla anıldığı ise geçmişten günümüze ulaşan sıra dışı bir rivayete dayanıyor. AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı sosyal medya hesabından bu konuyu gündeme taşıyarak Kayseri'nin asırlardır anlatılan hikayesini paylaştı.
Kayseri'nin Unutulmayan Âlimlerinden Biri
Kayseri, yüzyıllar boyunca yalnızca ticaretin ve üretimin merkezi olarak değil, yetiştirdiği ilim insanlarıyla da Anadolu'nun önemli şehirlerinden biri oldu. Şehrin tarihî hafızasında yer edinen âlimlerden biri de Mustafa bin Mehmed Efendi. Halk arasında “Su İçmez Efendi” olarak tanınan bu isim, aradan yaklaşık 300 yıl geçmesine rağmen kendisiyle ilgili anlatılan sıra dışı hikâyeyle gündemdeki yerini koruyor.
AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Kayseri'nin unutulmaya yüz tutan tarihî şahsiyetlerinden Su İçmez Efendi'yi gündeme taşıdı. Cıngı'nın paylaşımında, hem âlimin ilmî kimliğine hem de yıllardır anlatılan ilginç lakabının hikâyesine yer verildi.
Su İçmez Efendi Neden Bu Lakapla Anılıyor?
Milletvekili Cıngı sosyal medya paylaşımda konuyu şu şekilde ele aldı:
Su İçmez Efendi'nin ismini duyanların aklına gelen ilk soru hiç şüphesiz aynı: Bir insan gerçekten hiç su içmeden yaşayabilir mi?
Bilimsel açıdan bunun mümkün olmadığı bilinse de Kayseri'de nesilden nesile aktarılan bir rivayet, bu sıra dışı lakabın nasıl ortaya çıktığına ilişkin dikkat çekici bir hikâye anlatıyor.
Rivayete göre Su İçmez Efendi, bir gece rüyasında kendisine ikram edilen bir sudan içer. Ancak rüyasında tattığı bu suyun lezzeti ve kendisinde bıraktığı manevi his öylesine farklıdır ki uyandıktan sonra içtiği hiçbir suda aynı tadı bulamaz. Bunun üzerine halk arasında onun artık su içmediği anlatılmaya başlanır.
Zaman içerisinde bu anlatı, Mustafa bin Mehmed Efendi'nin ismiyle özdeşleşir ve kendisi “Su İçmez Efendi” olarak anılmaya başlar.
Ancak bu hikâyenin tarihî belgelerle doğrulanmış bir olay olmadığına dikkat çekiliyor. Anlatılanlar, Kayseri halkının hafızasında yer etmiş ve günümüze kadar ulaşmış bir halk rivayeti niteliği taşıyor.
Sadece İlginç Lakabıyla Değil, İlmî Çalışmalarıyla da Tanınıyor
Su İçmez Efendi'yi Kayseri tarihi açısından önemli kılan unsur yalnızca sıra dışı lakabı değil. Mustafa bin Mehmed Efendi, 18. yüzyılda yaşamış ve özellikle İslam hukuku alanındaki çalışmalarıyla tanınmış bir âlimdi.
Hanefî fıkhının önemli eserleri arasında bulunan Mülteka’l-Ebhur üzerine kaleme aldığı el-Mirveha adlı şerh, kendisinden günümüze ulaşan ilmî mirasın önemli örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Bu yönüyle Su İçmez Efendi, yaşadığı dönemin dinî ve ilmî hayatına katkı sunan Kayserili isimler arasında bulunuyor. Onun çalışmaları, geçmişte Kayseri'de gelişen medrese geleneğinin ve şehirdeki ilmî birikimin izlerini de taşıyor.
Kabri Seyyid Burhaneddin Türbesi Haziresinde
1758 yılında vefat ettiği kabul edilen Su İçmez Efendi'nin kabri, bugün Seyyid Burhaneddin Türbesi'nin bulunduğu hazirede yer alıyor.
Kayseri'nin tarihî ve manevi açıdan önemli noktalarından biri olan bu hazire, şehrin geçmişinde iz bırakmış isimlerin hatıralarını yaşatmaya devam ediyor. Su İçmez Efendi'nin de burada yatan ve ismi farklı kuşaklar tarafından hatırlanan tarihî şahsiyetlerden biri olduğu söyleniyor.
Kayseri'nin Hafızasında 300 Yıldır Yaşayan Bir Hikâye
Kayseri'nin geçmişine bakıldığında ticaret, zanaat ve üretim kadar güçlü bir ilim geleneği de dikkat çekiyor. Yüzyıllar boyunca medreselerde yetişen âlimler, yazılan eserler ve halk arasında anlatılan hatıralar, şehrin kültürel kimliğinin oluşmasında önemli rol oynadı.
Su İçmez Efendi'nin hikâyesi de bu tarihî birikimin ilginç örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Lakabının ardındaki rivayetin ne kadarının gerçeğe dayandığı bugün kesin olarak bilinmese de onun ilmî çalışmaları ve Kayseri'nin hafızasında bıraktığı iz, adının yaşamasını sağlıyor.
Kaynak: Merve Erol





